|
Yusuf NAHIRCI tarafından yazıldı
|
|
Pazartesi, 12 Aralık 2011 21:14 |
Ne uzundur unutuş, Ah ne kısadır sevda demiş şair. Unutmak…
Gizli bir sevda çeker gibi unutmak her şeyi… Unutmak kanatır ve yaralar bazen insanı. Yaşanmışlığın bütün o benekli dokunuşlarını unutmak, Bazen de eksiltir insanı. Kırılan kalpler onarılır ama sızısı hep saklı kalır kuytu köşelerinde kalbin. Şiirler geçer içinden seni ,beni ve yaşamı anlama boğan. Temiz bir kan gibi akar durur anılar ceplerinde. Yazdan kalma anılar seni çocukluğuna davet eder. Oysa… Masumiyetti unutmanın adı, Aşktı. Zorla yatırılan öğle uykularından uyanmaktı. Bir incir ağacının yere değen dallarının arkasında, Gözden kaybolup kitap okumaktı. Her gün başka bir filmin kahramanı olmaktı. Yoldan gelip geçenlere kalbinle dokunabilmekti,unutmak. Elini sıkabilmekti hayatı omuzlarında taşıyan bir ihtiyarın. Yalnızca buğulu camlara yazabilmekti,sevdiğinin ilk harfini bütün üşümüşlüğünle. Ansızın küsebilmekti her şeye,unutmak. Odalar dolusu gülebilmekti. Uzun bir hikayenin ilk paragrafı olabilmekti yaşamda. Gizliden gizliye ağlamanın tadına varabilmekti,unutmak. Çocukluğundan aldığın güçle ‘’yürekten devletler’’kurabilmekti. Yürüyebilmekti unutmak,gönlünce kışa ve soğuğa inat. Kimliği belirsiz kederlenmelere demir atmaktı unutmak,tıpkı yaşam gibi. ‘’Ah ne uzundur unutuş Ne kısadır sevda’’demiş şair. Unutmak… |
|
Son Güncelleme: Pazar, 01 Ocak 2012 15:37 |