Şuanda 26 konuk çevrimiçi
     
Dedem Hacı Hanifi Hoca’nın Vefatı Üzerine PDF Yazdır e-Posta
Yard. Doç. Dr. Celil ABUZER tarafından yazıldı   
Pazar, 15 Mayıs 2011 19:08

 Dedem Hacı Hanifi Hoca’nın Vefatı Üzerine

ARAMIZDAN BİR YILDIZ DAHA KAYDI

 

Değerli dostlar, bugün, aramızdan maddeten ayrılması nedeniyle bir üzüntümü, ama öyle bir dedeye de torun olmam vesilesiyle de sevimcimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Hani; kederler paylaştıkça azalır, sevinçler paylaştıkça çoğalır derler ya! Bu yazı da o kabilde bir yazıdır.

 

Rahmetli Dedem Hacı Hanifi Hoca, bizim tabirimizle Hacıbaba ( biz torunlar öyle hitab ederdik); 09.05.2011 tarihi Pazartesi sabahı saat on sularında bu dünya zindanından dostlar meclisi olan Dar-ı Saadete, Ebedi Aleme irtihal etti. Rabbim af ve mağfireti ile, rahmeti ile muamele etsin. Bizleri de şefaatından mahrum etmesin, O’na layık etsin inşallah. Çünkü O, bütün tanıyanların şehadeti ile; inandığı gibi yaşadı, inandığı dava için mücadele etti, inandığı gibi ruhunu teslim etti ve inşallah inandığı gibi de muamele görecektir.

 

Meşhur bir söz vardır; “Alimin ölümü alemin ölümü gibidir” diye.. bu söz bütün alimler için söylenmiş bir sözdür ama, sanki Dedemde tam tecelli etmiştir. Gerçekten, artık Aktepe ve çevresi büyük bir değerini kaybetmiştir. Hem öksüz hem de yetim kalmıştır.

 

Dedem, nüfusa göre (nüfusa küçük yazdırıldığını düşünüyoruz); 1927 yılında Hatay/Hassa’ya bağlı Hacılar köyünde sakin, fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Babası Hacı Ali Efendi ve annesi Ayşe hanımdır. Aile, geçmişi itibariyle hep dini hassasiyeti ile öne çıkmış, herkesle iyi geçinen kendi halinde, fakir ama onurlu bir ailedir.

 

Hacıbabam daha dört-beş yaşlarında iken annesini kaybeder. Mahzun ve saf bakışları belki de taa o zamanlardan kalmıştır. Yaşıtları, mahalleden arkadaşları derede bayırda vakit geçirirken, onun ruhunu ilim aşkı sarmış, sayıları üç beşi geçmeyen köydeki alimler önünde diz çökmüş, ilim öğrenmeye, güzel Kur’an-ı Kerim okumaya gayret etmiştir. Ve hayatı boyunca da bu yoldan sapmamıştır.

 

Değerli dostlar, bir toplum için alimler son derece önemlidir. Toplumları ayakta tutan gerçek alimlerdir. Alimin olmadığı ya da unutulduğu toplumlar yok olmaya mahkumdur.

 

Alimler ve alimlerin önemi konusunda Peygamber Efendimiz’in bir çok hadis-i Şerifleri vardır. Mesela; Hakim’de geçen bir hadiste; “Alimler ile oturmak, yüzüne bakmak ibadettir” buyrulur. Taberani’de geçen bir Hadiste de; “Alimler ile beraber olun, diz dize oturun. Çünkü, Allah-u Teala, yağmurla ölü toprağı dirilttiği gibi, ölü kalpleri de ilim nuru ile diriltir” buyrulur. Yine; Riyazüs- Salihin’de geçen bir hadiste; “Doğru ilim sahibi olan ve ilmi ile amel eden bir alim ile Peygamberler arasında bir derece fark vardır. O da Peygamberlik makamıdır” buyrulur.

 

Yine, Riyazüs- Salihin’de geçen başka bir hadiste de; “Alimin ölümüne üzülmeyen münafıktır. Bir alimin ölümünden daha büyük musibet yoktur. Bir alim ölünce, gökler ve yerlerde olanlar yetmiş gün ağlarlar” buyrulur. İbn-i Mace’de geçen bir hadiste de; “Kıyamette Peygamberler, alimler ve şehitler şefaat eder” buyrulur. Yine, çok çarpıcıdır! Tirmizi’de geçen bir hadiste; “Efendimiz’in yanında kafirlerden bahseden Duhan suresi 29. ayet (onlar için ne gök ne de yer ağlamadı ve onların azabı ertelenmedi) ayeti okunduğunda Sahabiler, Ya Resulallah buna göre “yer ve gök mü’min için ağlar” ifadesi anlaşılabilir mi? diye sordular. Efendimiz de; Mü’min için sema ve arz ağlar. Sema; daima ondan bana hayırlar yükselirdi, der. Arz da; üzerimde daima hayır işlerdi, der” diye buyurur. Bütün bu ve benzeri Hadis-i şeriflere baktığımızda dinimizde alimlere ne kadar önem verildiği açıkça anlaşılır.

 

İşte Dedem Hacı Hanifi Köroğlu Hoca, bütün tanıyanların şehadeti ile inşallah bu hadislere layık bir alimdi. Bu anlamda aramızdan ayrılması bizim için büyük bir kayıp olmuştur.

 

Dedem, 1952 yılında Hatay’ın Hassa İlçesine bağlı Aktepe beldesinde imamlığa başlar ve 1988 yılına kadar burada göreve devam eder. Dünyada tek işi olmuştur, o da topluma İslamı, Kur’an’ı anlatmak ve cehaleti yıkmaktır. Aktepe ve çevresinde O’nun rahle-i tedrisinden geçmeyen neredeyse yok gibidir. Din adamının çok az olduğu ellili, altmışlı, yetmişli yıllarda herkes ilk dersini ondan almıştır. Eğitim seviyesi çok düşük olan bölge halkını hep okumaya, okutmaya teşvik etmiştir.

 

Bölgede hakim kanaat olan “Çocukları okutmayın okutursanız kafir olur” anlayışını yıkmak için çok mücadele vermiştir. Şimdilerde önemli makamlarda olan birçok bölge insanını, babasını ya ikna ederek ya da babasından habersiz olarak okullara kaydettiren kendisi olmuştur.

 

Evet, dedem gerçekten bir ilim ve Kur’an aşığı idi. 1952 yılında Aktepe’de imamlığa başladığında kendisini bu meslek için çok yetersiz hisseder. Bu açığını kapatmak için o zamanın Hassa müftüsü olan ve o da Hacılarlı olup çocukken köyde kendisinden ders okuduğu Mehmet GÜNDÜZ Hoca Efendiden kendisini öğrenciliğe kabul etmesini ister. Hoca kabul eder ama, fıtrat olarak Hoca öğrenci yetiştirmeye çok meyilli olmadığından bu işi çok önemsemez ve bıraksın diye Dedeme türlü türlü engeller çıkarır. Dedem bütün bunlara inat derse devam eder. Tam sekiz yıl hemen hemen her gün yazlı kışlı, bunun dört yılı bisiklet ile olmak üzere, Aktepe-Hassa arası on iki kilometre gider gelir. İçindeki ilim aşkı hiçbir engel tanımaz. O yüzden Hocasından bahsederken bir taraftan ona minnet duyarken diğer taraftan da biraz kızardı. Bana çok çektirdi, ilmini çok pahalıya sattı derdi.

 

Rahmetli özellikle manevi hallerinden pek bahsedilmesini istemezdi ama bana zaman zaman ikili konuşmalarımızda açılırdı. Bir gün, Hacıbaba Efendimiz’i rüyanda hiç gördün mü? Diye sordum. Bana şöyle bir baktı gözleri buğulandı, sesi mahzunlaştı ve “oğlum sayısını hatırlamıyorum” dedi. Özellikle, o okumak için Müftüye gidip geldiğim zamanlar, hoca sırf okumaktan vaz geçeyim diye bana zor ödevler verirdi. Ben akşam rahle başında uyuya kalırdım, Efendimiz (s.a.v.) rüyama gelirdi ve şehadet parmağımı tutar Arapça ibarelerin üzerinden geçirirdi. Sabah uyandığımda o meseleyi anlamış olurdum, sabah müftünün yanına tekrar gittiğimde hoca hayrette kalırdı, diye anlatmıştı.

 

İbadete, namaza çok önem verirdi. Rahmetli nenem, teheccütsüz gecesinin geçmediğini söylerdi. Bir gün Abdüsselam dayım bir gece vakti eve gelir ve Hacıbabamı namaz kılarken görür. Bekleyeyim de namazı bitirsin iki kelam edeyim diye düşünür. O anda Rahmetli kıyamda imiş, dayım bekler bekler, belki bir saat geçmesine rağmen bir türlü rükuya gitmediğini görünce içine bir ürperdi gelir ve korkarak yanından ayrılır.

 

Bir gün yanında otururken bizim Aktepelilerin iyi bildiği Karapınardan bahsediliyordu. Karapınar Aktepe’nin alt tarafında bir akarsu ve piknik alanıdır. Biliyor musunuz ben Karapınarı hiç görmedim dedi. Nasıl olur dedik sen otuz küsur yıldır buradasın hiç gitmedin mi dedik. Hayır gitmedim, dedi. Niye diye sorduğumuzda; eğer sabah gitsem öğle namazına camiye yetişemem öğleden sonra gitsem ikindiye yetişemem, bu yüzden ben de hiç gitmedim, dedi. Tabi bu cevap karşısında bizler hayretler içinde kalmıştık.

 

Onun bir odası vardı. Orada onunla olmak bana büyük zevk verirdi. Çünkü, hep ilimden, Kur’an’dan, Efendimiz’den konuşurduk. Orada başka alemlere giderdik. Benim ve dayıların hayatında o odanın kerameti çok büyüktür. Bazen insanlar davalı meselelerini sormaya gelirlerdi. İki tarafı da iyice dinledikten sonra kitaplardan delilini de söyleyerek sorunları çözerdi. O yüzden “Hanifi Hocanın sözü kanun gibidir” denilir.

 

Değerli dostlar, bir bölgede Allah dostlarının olması, Alimlerin olması oraya rahmetin inmesine vesiledir. Nasıl ormanlar yağmuru çekerse Alimler de bulunduğu bölgeye rahmet tecellilerini çeker. İşte bunun için alim yetiştirmek çok önemlidir. Bu yüzden alimlere gereği gibi değer verilmeli, onlardan istifade edilmelidir. Rabbim eksikliklerini vermesin. Onların yolundan bizleri ayırmasın. O yüzden Dedemin aramızdan ayrılması bizim için çok büyük bir kayıptır.

 

Bir konuyu daha sizlerle paylaşmak istiyorum: Hani, bizim bölgenin 1980’lerde vefat eden Söğütlü Allah dostu Muhammed Ali Hocası vardır. Rabbim şefaatinden mahrum etmesin. Bu zat Dedeme ayrı bir değer verirmiş, tabi Dedem de ona saygıda kusur etmezmiş. Dedem, birlikte özel sohbetler yaptıklarından bahsederdi ve Hoca’nın insanların kendisini anlayamamasından çok rahatsız olduğunu söylerdi. Bir gün Hacıbabam rüyasında Muhammed Ali Hoca ile bizim orda bir tepelikte birlikte duruyorlarmış, Hoca’nın müritleri de etrafa dağılmış bir şeyler arıyorlarmış. Hoca dedeme dönüp, bak Hanifi Hoca bütün bu zavallı insanlar burada dünyalık arıyor, eğer sen de dünyalık peşindeysen bak işte orada git al demiş. Dedem de gösterdiği tarafa bir bakıyor ki ne görsün, üç tane küp ağzına kadar altın dolu ve yan yana duruyor. Tabi başta kalbinden hafif bir meyil geliyor. Sonra durumu fark edip, hayır hocam ben dünyalık peşinde değilim diyor. Hoca da; Dedemin bu sözünden gayet memnun oluyor. Dedem bunu bize anlattığında o yer neresi, bak ihitiyaç var, gidelim o küpleri alalım dedik. Alaycı bir gülümsemeyle bize, biz dünyayı tercih etmedik, dedi ve o yeri söylemedi.

 

Değerli dostlar, bütün bunları rahmetli Hacıbabamı yad etmek üzere içimdeki ateşi birazcık dindirmek üzere sizlerle paylaşmak istedim. Gerçekten onu tanıyan herkesin iyiliğine, alimliğine şehadet ettiği bir kimseydi, örnek insandı. Ondan şikayetçi olan hiç kimseyi duymadım. Herkese bir şekilde faydası dokunmuştur.  Onun cenaze ve taziyesinde de bunu görmek mümkündü. Kırıkhan’dan Hassa’ya, Antakya’dan İskenderun’a vefatını duyan bölge insanımız akın akın taziyeye geldiler. Mahşeri bir kalabalık vardı. Uzaktakiler telefonla taziyelerini bildirdiler ve hala da taziye devam ediyor. Bu nedenle bizim insanımızın vefasına minnettarım. Bütün dostlara teşekkür ediyorum. Rabbim bizleri bu tür alimlerin yolundan ayırmasın. Çünkü onların yolu Efendimiz’in (s.a.v.) in yoludur.

 

Rabbim dedeme rahmetiyle muamale etsin. Ektiği tohumlar çiçek verdi ve verecek inşallah. Tutuşturduğu meşaleler kıyamete kadar ışık saçacaktır. Sevgili Hacıbabam seni çok arayacağız, çok özleyeceğiz. Senin meşaleni biz de bizden sonrakilere ulaştıracağız inşallah, sana söz veriyoruz. Bu yoldan asla dönmeyeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

 

Saygılarımla… 15.05.2011

Yrd.Doç.Dr. Celil ABUZER

 

Son Güncelleme: Pazar, 15 Mayıs 2011 19:16
 

Yorumlar  

 
0 #11 12-06-2011 02:55
allah rahmet eylesin mekanı cennet olur inşaallah
Alıntı
 
 
0 #10 01-06-2011 20:46
mekanı cennet olsun İnşaallah.Yakınlarına bassağlığı dilerken allahtan rahmet diliyorum
Alıntı
 
 
0 #9 mustafa 29-05-2011 22:33
Başta ailesinin sonra tüm Aktepe halkının başı sağolsun...
Alıntı
 
 
0 #8 mustafa 29-05-2011 22:29
Hocamızın ismini ve hizmetlerini bilmeyen yoktur bizim civarda.Babam çok sık bahseder Hanifi Hoca'dan.Allah tahsilatını affetsin,mekanı cennet olsun,yardımlar ını ahir dünyada da bizden esirgemesin.Başta ailesinin sonra tüm Aktepe halkının başı sağolsun.
Alıntı
 
 
0 #7 29-05-2011 05:24
Hayatını iman ve Kur'an hizmetine adamış, değerli büyüğümüz Hanefi Hocamızın(hacıb abamızın) vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Kendisine Allah'tan gani gani rahmet ve mağfiret diler, başta aileniz olmak üzere tüm sevenlerine sabr-ı cemil niyaz ederiz. Karabulut Ailesi.
Alıntı
 
 
0 #6 Halil İbrahim SÖYLEMEZ 21-05-2011 01:51
Yeri Cennet Mekanı Nur Olsun. İnşaallah. Amin.
Alıntı
 
 
0 #5 17-05-2011 05:02
İnna Lillâhi Ve İnnâ İleyhi Raciûn
Rabbül Aleminden rahmet ve cennet bütün sevenlerine sabr-ı cemil dilerim.Bizleride Hanifi Hocamı şefaatinden mahrum bırakmasın.
Alıntı
 
 
0 #4 17-05-2011 04:25
Allah rahmet eylesin, hacıbabamızın ilim için verdiği gayretin tüm gençlerimize örnek teşkil etmesi temennisi ile,
Alıntı
 
 
0 #3 16-05-2011 20:17
Allah Rahmet eylesin.
Alıntı
 
 
0 #2 saban 16-05-2011 04:38
Hocamın bana ve aileme ayrıca aktepemize emeği çok inşallah hakkını helal etsin....bizim hakkımız varsa helal olsun.....Yakınlarına bassağlığı dilerken allahtan rahmet diliyorum.....mekanı cennet olsun inşallah....günahlarıda affola inşallah....
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son yorumlar

Popüler Yorumlar

Kültürümüz



  • Şairlerimiz



  • Düğünlerimiz

  • Şiirlerimiz

  • Deyimlerimiz

  • Ünlüler

Son Resimler

Kadir ÇAĞLA...
Kadir ÇAĞLA...
HATAY-Hassa...
Grnt079
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün792
mod_vvisit_counterDün1987
mod_vvisit_counterBu Hafta10065
mod_vvisit_counterGeçen Hafta11606
mod_vvisit_counterBu Ay31100
mod_vvisit_counterGeçen Ay54584
mod_vvisit_counterToplam577196
RocketTheme Joomla Templates