Değerli dostlar, yüreğimiz, ciğerimiz yanıyor… Filistin’de 1948’de başlayıp devam eden ve her geçen gün iyice azan İsrail devlet terörü, hain yüzünü bir kez daha gösterdi. Tamamen insani duygularla yola çıkan Gazzeye yardım götüren gemilere savaş gemileriyle saldırdı ve... (Lütfen Yazının Devamını Israrla Okuyunuz.. )
bütün dünyanın gözü önünde silahsız, masum insanlar üzerine kurşunlar yağdırdı. Arslanların bağlandığı çakalların ortalıkta dolaştığı şu felaket asrında buğz etmekten başka bir şey yapamamanın, o masumları koruyamamanın ıstırabı insanı yakıp kavuruyor. İsrail, orta doğuda var olduğu günden beri o topraklarda kan ve gözyaşı dinmiyor. Adeta bir sırtlan gibi sağa sola saldırıyor, istediğini öldürüyor, parçalıyor, yırtıyor. Akan her damla kan ve gözyaşı onun iştahını kabartıyor, her defasında daha büyük bir hışımla saldırıyor. Bütün dünyaya karşı umarsız ve duyarsız bir şekilde, adeta alay edercesine adalet dağıttığını! söylüyor…
Peki bütün bunları İsrail neden yapıyor dersiniz? Cevap çok daha vahim! İsrail kendi bozulmuş ( tahrif edilmiş) dininin gereğini! yerine getiriyor. Bu nasıl olur? demeyin! Evet, Yahudilerin kutsal kitapları Tevrattan alınmış olan aşağıdaki ifadelere bakınca bunun böyle olduğu çok açık şekilde görülecektir. Yahudiler, Filistin ve Mezopotamya topraklarını kendilerine Tanrı tarafından vaat edilmiş topraklar olarak kabul ediyorlar ve bunu elde etmek için de her yolun mübah olduğunu düşünüyorlar.
Bakın Tevrat’ın Tekvin bölümü 18. ayette ne diyor? “O gün Rab Abramla ahd edip dedi: Mısır ırmağından büyük ırmağa, FIRAT ırmağına kadar senin zürriyetine verdim.”
Ve bu vaadi yerine getirmek için; Yine Tevrat’ın Tesniye bölümü 10-17. ayetlerde diyor ki; “Rabbin miras olarak sana vermekte olduğu bu kavimlerin şehirlerinden nefes alan hiç kimseyi sağ bırakmayacaksın. Rabbin sana emrettiği gibi tamamen yok edeceksin.” “Onları kasaplık koyunlar gibi ayır ve öldürme günü için onları hazırla.”
Tevrat, Yeremya bölümü, ayet 3. “Onların her şeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme; erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür.”
Tevrat, I. Samuel bölümü ayet; 3.
İşte değerli dostlar, bütün bu olanlara baktığımızda İsrail’in kendi bozulmuş dinlerinin emirlerini! yerine getirdiğini görüyoruz. O yüzden de hiçbir şeyi umursamıyor. Bilakis yaptığı zulümlerle sevap işlediğine inanıyor. Yahudi dışında insan olmadığına ve diğer canlıların da yahudinin hizmetçisi, kölesi olduğuna inanıyor.
Bakın, yine tahrif edilmiş kitaplarından Talmud’da neler var? “Yalnız Yahudi olanlara insan gözüyle bakılır. Yahudilerden gerisi sadece birer hayvandır.” “Yahudi olmayanın kanını akıtmak Allah’a kurban sunmaktır” “Yahudi olmayan bir insana ancak ona dost görünmek ve çatışmalardan kaçınmak için selam verilir.”
Şimdi sorarım sizlere, bu yukarıdaki ifadelere körü körüne inanan insanlardan vahşetten başka ne beklenebilir? Bugün İsrail’in Filistinde, Gazze’de ve en son yardım gemilerine yaptığı zulümler bu inancın göstergesi değil de nedir? Değerli dostlar, bütün dünya İsrail’in gerçek yüzünü görmek zorundadır. Aksi takdirde İsrail, yaptığı zulümlerle dünyayı yaşanmaz hale çevirecek ve kıyametin gelmesine neden olacaktır. Amerika’daki Evanjelist Hıristiyanlar da zaten bunu beklemektedirler. Amerika’nın İsrail’i bu kadar pervasızca desteklemelerinde bu Evanjelistlerin etkisi büyüktür. Çünkü ABD yönetiminde çok etkililerdir. Bush ailesi de bunlardandı. Bunlar, bir an önce dünyada kaos çıkmasını ve bu kaosu düzeltmek için Hz. İsa’nın geri dönüp Hıristiyan krallığını yeniden kurmasını beklemektedirler, (bu onların en önemli inançlarından birisidir). Bu kaos için de İsrail desteklenmelidir. Çünkü, İsrail’in yeryüzünü yaşanmaz hale getireceğini onlar da gayet iyi bilmektedirler. Neyse bu mevzu ayrı bir yazı konusudur.
Son olarak bir şeyi daha hatırlatmak istiyorum: Bakın İsrail devletinin fikir babası Theodor Herzl 1897’deki I. Siyonist Kongresinde ne diyor?“Yahudi devleti İsrail’in kuzey sınırları Kapadokya’daki dağlara (yani İç Anadolu’da Nevşehir’e) kadar dayanıyor. Güneyde ise Süveyş kanalına…” Ve İsrail bu hülyasından hiçbir zaman vazgeçmeyecektir. Onun için bizlerin uyanık olması ve bu büyük gizli tehlikeye karşı tedbir alması gerekmektedir. İki üç yüzyıldır yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz PKK terör belasının temelinde işte bu kirli emellerin olduğunu görmemek büyük bir aptallık olur. İsrail bu bölgede hiçbir zaman güçlü bir Türkiye olmasını istemez. Çünkü onu durdurabilecek tek gücün Türkiye olduğunu çok iyi bilmektedir. Türkiye’nin güçlenmesini önlemek için her türlü iç karışıklığın, terörün ortaya çıkmasına öncülük eder. Evet,yaşanan olaylara biraz da bu pencereden baktığımızda fotoğraf çok net olarak görülür diye düşünüyorum…
Saygılarımla…
01.06.2010
Yard.Doç.Dr. Celil ABUZER
|
Yorumlar
Öncelikle böyle önemli konuyu halkımızla paylaştığınız çin teşekkür ediyor saygılar sunuyorum. Bu konuda az çok bilgimiz vardı ancak yazınızı okuduğumda tüylerim diken deken oldu, olayın çok daha vahim olduğunu anladım. İskenderun olayı ile Gazze'ye yardım götüren gemilere yapılan saldırının aynı zamanda olması, terör belasının çıban başının israil olmasını bize açıkça gösterdi. Rabbim islam alemine birlik versin. İnşallah İsrailin yaptığı yanına kar kalmayacak, cezasını bulacaktır. İnşallah Cuma günü vaaz ve hutbemde sizin b u yazınızdan istifade ederek bu konuyu işleyeceğim. Tekrar saygılar sunarım. Rabbim çalışmalarında muvaffakiyetler ihsan eylesin.
Makalenizden çok istifade ettim.
Memleketimizden böyle genç ve müdakkik hemşerilerimizi n yetişmiş olması bizleri çok memnun ediyor.Selam ve saygılar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.