|
KÜLTÜRÜMÜZE SAHİP ÇIKMAK
Bireyi adeta putlaştıran modernist ve kapitalist yaşam tarzı, hergün biraz daha bizi kuşatıyor. Ve kuşatırken de “bizi biz yapan değerlerimizden,” toplumsal duyarlıklarımızdan birşeyleri alıp götürüyor.
Toplumlar gelenekleriyle, inançlarıyla, kültürleriyle yaşarlar. Bir toplum, kendisini farklı kılan bu değerlerin gücü ve sürekliliği ile var olur ve devam eder. Bizim toplumumuzun en önemli özelliklerinden biri, köklü kültürel kodlara sahip olmasıdır. Ama, ne yazık ki, kan davası, töre cinayeti gibi birkaç yanlış örneği de fırsat bilen bazı çevreler, bu bahaneyle, “bizi biz yapan” bu kültürel kodlarımızı yok etmeye çalışıyorlar. Bu uğurda, medya başta olmak üzere her yola başvuruyorlar.
Bugün herşeye rağmen, toplumumuz varlığını sürdürüyorsa, tarihin derinliklerinden getirdiğimiz bu kültürel miras sayesindedir. Bu mirasın mayası, çimentosu da İslam dinidir. İslamı aradan kaldırdığınızda, bizi bir arada tutacak bir bağın kalmadığını görürsünüz. Tabi ki, Zerdüştlükten, Şamanizmden medet uman ve akıl tutulmasına yakalanmış ahmakların bu gerçeği anlamaları zordur.
Değerli dostlar, elbette şu da bir gerçektir ki; ne geleneği kutsayacağız ne de toptan “tu kaka” mantığı ile gelenek düşmanlığı yapıp geçmişe ait herşeyi “kaldırıp atalım” diyeceğiz. Geçmişini unutan bir milletin tarih sahnesinde var olması düşünülemez. Ama, geçmişe de takılıp kalmayacağız. “kökü mazide ăti (gelecek)” olacağız. Tarihimizden, kültürümüzden aldığımız güçle bilimin ve aklın öncülüğünde yarınlarımızı kurmaya çalışacağız. Birlik, beraberlik ruhu içinde toplumsal duyarlıklarımızı yeniden alevlendireceğiz.
Bunun için; içimizdeki “iyilik, yardım severlik,” duygusunu harekete geçirmeliyiz. Geriye dönüp baktığımızda elimizde iyilikten başka bir şey kalmayacaktır. Değerli dostlar, bizim medeniyetimiz iyilik, yardımseverlik, fedakarlık üzerine kuruludur. Kışın karlı dağlarda yabani hayvanlar aç kalmasın diye onları korumak adına vakıf kuran bizden başka hangi medeniyet vardır?
Toplumsal duyarlıklarımızın zayıflamaya durduğu bu günlerde tarihimizden, medeniyetimizden alacağımız çok dersler vardır. Bu günümüzle kıyasladığımızda arada büyük uçurumların oluştuğunu görürüz. Fatih Sultan Mehmet Han, bir sabah İstanbulda tebdil-i kıyafet yapar ve bir mahalle bakkalına girip alış-veriş yapar. İkinci bir şey daha almaya kalkınca, bakkal; “beyefendi ben siftahımı yaptım, ama komşum hala siftah yapmadı, bunu da ondan alın” der. Bunun üzerine Fatih; “bu millet böyle olduğu sürece bu devlet yıkılmaz” der. Bizim tarihimizde “Zimen Defteri” diye bir kavram vardır. Özellikle ramazan ayında şehrin zengin insanları tanımadıkları ve tanınmadıkları mahallelere gider ve mahallenin bakkalına girip borç defterini açmasını söyler. Borç defterinden herhangi birkaç sayfayı açtırır ve orada kimin borcu varsa onu öder, çıkıp gidermiş. Ne borçlu onu tanır ne de o borçluyu… İşte bu örnek davranış, bizim medeniyetimizde tarihe “zimen defteri” olayı olarak geçmiştir. Yine, özellikle büyük şehirlerin bazı merkez camilerinde karanlık odalar olurmuş. Burada sabah namazından önce karşılıklı sıralar konulur, bir tarafına zengin insanlar karşı tarafa da fakir insanlar otururmuş. Kimse kimseyi görmez ve tanımazmış. Her zengin karşısına kim düşerse ona ihtiyacını sorar ve hazırlıklı geldiği için orada ne kadar ihtiyacı varsa ona verirmiş. Diğer taraftan, camilerimizdeki “ihtiyaç taşları” dillere destandır. Zengin insanlar buralara sadakalar bırakır fakirler de buradan ihtiyaçları kadarını alır gerisini bırakırmış.
Evet, sevgili dostlar, bunlar masalımsı hikayeler gibi geliyor değil mi? Ama, bunlar bizim iyilik medeniyetimizden sadece küçük birer örnektir. Günümüzle karşılaştırdığımızda arada nasıl uçurumların oluştuğu aşikardır. Tarihimiz, kültürümüz, medeniyetimiz bizim hazinemizdir. Bunun kıymetini bilmeliyiz. Medeniyetimizle aramıza duvar örmek isteyenlere fırsat vermemeliyiz. Uyanık olmalıyız. Dostumuzu düşmanımızı iyi bellemeliyiz. Çeşitli entrikalarla bizi birbirimize düşürmeye çalışan şaşkınlara kanmamalıyız. Bu medeniyet; Türkü, Kürdü ile Lazı, Çerkezi ile Anadolu insanının ortak malıdır. Mayamız İslamdır. Bizi birbirimizden ayırmak için türlü türlü oyunlar sergileyen, aramıza suni ayrılıklar atmaya çalışan ve gerçekte de bizden olmayan, yüzyıllardır bu millete kin besleyen haydutların torunlarına fırsat vermeyelim. Elimizdeki değerlerin kıymetini bilelim… Değilse, yine, kaybeden bizler olacak ve maalesef leş yiyici akbabalar bayram edecektir...
Saygılarımla
01.11.2009
Yard.Doç.Dr. Celil ABUZER
Harran Ünv. Eğitim Fak.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğrt. Böl. Başk.
|
Yorumlar
yani kısaası kapitalis düşünceler eşiğinde yetişen insanımızın düşüncelerini değiştirmemiz gerekiyor. daha fazla ve hep bana düsturu ile boğulmuş benliğimizi öncelikle bizlerin temizlemesi gerekiyor. İmamlar ve öğretmenler; kendin arındırmadıktan sonra bir yere kadar, sonrası aten şimdi görülüyor.
Adaletli ve vicdanlı insanları yetştirmenin yolu islamdan geçer. fakat zaman öyle bir zaman olmuşki herşey tersine dönmüş. Çooookk okumamış insanlar varki çooook oumuşlardan daha medeni ve daha ahlaklı
herşey özde bitiyor. Hrkes görevini hakkıyla yerine geirmesi geekiyor.
Yazınızda günümüz gerçeğini çok güzel ifade etmişsiniz. Tebrikler! Malesef buyurduğunuz gibi toplumda büyük bir tahribat var. İnsanımız tarihimizin derinliklerinde n getirdiğimiz kültürel mirasımızın mayası ve çimentosu durumunda olan dinimizden giddikçe uzaklaşıyor ve yobazlaşıyor.
Malesef dinimizin güzellikleri ile yeni yetişen gençlerimizi buluşturamıyoru z. İntikal olmuyor yani. Ama yine de ümit var olmalıyız. Buyurduğunuz gibi eskiden kopmadan, yeniye de açık olarak kendimizi geliştirmeliyiz . Eğitimcilerimiz e çok işler düşüyor. Bildiğiniz gibi eğitim aile de başlar. Anne babaydan başlayarak, Ana Okulu Öğretmeni, sınıf Öğretmeni, branş öğretmenlere özellikle Tarihçilere çok işler düşmektedir.
Tabi İmamlarıda unutmamak lazım. Onlarında etkili ve yetkili olması ve toplumu aydınlatması lazım. Özellikle gençlerin kim olduklarını, kimlerin torunları olduklarını hatırlatması ve onları uyandırması lazım.
Son olarak "Bu ülkenin Öğretmenleri ve İmamları uyanırsa halkımızda uyanır" diyor yazılarınızın devamını bekliyor saygılar sunuyorum.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.