Türkiye’nin Ekonomisine resmi internet sitelerinden alınan bilgilerle bakmak istiyorum. Kılıçdaroğlu’nun, Bahçeli’nin ya da Erdoğan’ın ağzıyla verilen rakamlar herkesin ne kadar umurunda olursa olsun, benim umurumda değildir. Çünkü herkes işine geldiği gibi bakmaktadır. Muhtemelen bende işime geldiği gibi yorumlayacağım. Ama bunların resmi bilgiler ve gerçek olmasına dikkat edeceğim.
2010 yılı cari açığımızın 72 milyar olduğunu öğrenince, üzülsem mi ağlasam mı moduna girdim. Başbakanımız da “siz ekonominin ne olduğunu bilir misiniz, ihracatımız 115 milyara dayandı, 115 milyaraaaa” diye defalarca meydanlarda haykırdığını duyuyoruz. Bende herkes gibi! zannederdim ki; güçlü devletler için 115 milyar çok büyük rakam. Oysa bizim ithalatımız 185 milyarmış. Bir zamanlar dışarı sattığımız şeyleri dışarıdan alır olmuşuz. (Zenginiz, parayı bastırıverip alıyoruz! ) Bundan 10 sene önce sadece Kayseri’de 2 milyon küçük baş hayvan varmış, şimdi 150 bin. Artık parayı bastırırız gelir anguslarımız.
Üstelik kimsenin umurunda olmayan ve komik olan da 2002 yılında bu açığın sıfır olmasıdır. İthal ettiğimiz kadar ihraç etmişiz. Üniversitede okurken; Dış cari açığın artması, kamu borçlanmasından, dış borçlanmadan daha tehlikeli olduğu, güçlü ülkenin sattığının aldığından fazla olması gerektiği öğretildi. Örneğin bir şirket, dış borç alsa, ya ülkeye döviz girişi olur veya bu döviz karşılığı mal ve hizmet girişi olur. Özel sektör bu dış borçla yatırım yaparsa veya iyi değerlendirirse, hem borcu ve faizini öder, hem de para kazanır. Cari açık, bir ülkenin döviz açığıdır. Bu açık, bir bakıma dış ekonomik ilişkilerden dolayı ortaya çıkan zarardır. Bu zararın kapatılması için aldığımız dış borç, zararın her yıl büyümesine neden olur. Çünkü her yıl bu açık için alınan dış borç karşılığı Türkiye faiz ödeyecektir.
Söz paradan açılmışken Başbakanımızın günlerdir meydanlarda haykırışı geldi yine aklıma: ”Merkez Bankasının kasasında 75 milyar DOLAR yatıyor, çok paramız var, çoook. Evelallah her şeye hazırlıklıyız”. Ekonomiyi Başbakanın ve birkaç kanaldaki ekonomistin anlattığı gibi zannedenlere şunu söylemek isterim. Türkiye yıllık 65 milyar faiz ödüyor, borcumuzu ödeyemiyor, o kadar faiz ödüyoruz, Merkez bankasında yatan DOLARIN bana ne faydası var. Bunu şöyle örneklemek istiyorum: Etrafımızda onlarca Kredi kartı mağdurlarının her gün kartı aktarıp faiz ödemesi gibi. Mümkün olduğunca satabileceği malı mülkü, bulabileceği emanet parayı götürüp kata yatırmak yerine, her ay kartı aktarmasından başka bir şey değildir. Aslında göremediğimiz, bunun kart sahiplerinin umursamazlığıyla aynı olmasıdır. O merkez bankasında yatan para ancak şu işe yarayacaktır: Türkiye’de problem olursa, parasını alıp kaçacak yabancı sıcak para yatırımcısının parasını dolara çevirmesi ihtiyacını karşılayacaktır. Bence o yüzden paramız 115 milyar TL olarak değil de 75 milyar dolar olarak hazır bekliyor.
Güçlü olduğu, enflasyonun 7 olduğu söylenen ekonominin parasının da çok güçlü olması gerekmez mi? Bu sebeple paramızın değeri yılda %7 kaybetmesinin ötesi güçsüzlük iken; Fransız uçaklarının Libya’yı vurmasıyla 1 gecede Türkiye’nin parasının dolar karşısında %4 değer kaybettiğini hatırlatmak isterim. Ekonomi konusunda anlatılanların ne kadar doğru olduğunu şöyle örnekleyebilirim. İkiz kulelerin vurulup Dünya’da ekonomik krizin ABD merkezli patlak vermesiyle doların değerinin düşmesi gerekmez miydi? Çünkü bize o ekonominin resmen battığı, 150 yıllık bankaların iflas ettiği anlatılmadı mı? Peki kriz bizi teğet de geçmişken batan ekonomi karşısında bizim paramız 1,2 den 1,75 e neden çıktı? Bunu bana bir ekonomist beni ikna ederek açıklasın bu yazıyı düzelten yeni bir yazı yazacağım.
Kısacası yazılacak çok şey var. Gerçekte enflasyonun tanımı nedir ve neyi temsil eder? Türkiye’de gerçek enflasyon kaçtır? Kişi başına düşen milli gelir ne demektir? Sosyal devlet anlayışı bu mudur? (Bu konuda muhalefetin vaatleri de, hükümetin icraatları da aynıdır. Al birini vur ötekine…) Anlaşamıyor olmamızın tek gerçeği ve sebebi şudur: Herkes Genel Başkanının ağzından çıkandan başkasını dikkate almıyor, kimse araştırmıyor, gerçek bu mu demiyor…
……..
Geçen yazımda Eğitim konusunda öğretmenlerin dilenci durumuna düşürüldüğünü anlatmaya çalışmıştım. Maddi imkanlar yeterli olmadığından öğretmen atayamaz durumda olduğumuz gerçeğini yazmıştım. 10 günden bu yana Başbakanımızın elinde bir ipad her öğrenciye bu akıllı kitaptan vereceğiz diyor. Türkiye’de 15 milyon İlk ve orta 5 milyon üniversite öğrencisi var. 20-30 milyarlık bir bütçe gereken bir şey vaatte bulunuyor. Başkası vaat edince şe...siz, yal..cı oluyor, Başbakan söyleyince ileri görüşlü…
Bazı insanların şunu anlatmaya çalıştığı sonucuna varıyorum:
Ey Türk halkı, Dar görüşlü olmayın, ileri görüşlü olun! büyük düşünün!
Yarını düşünmenize gerek yok, aç kalabilirsiniz, sıkıntılarınız olabilir, siyasi olarak zorda kalabilirsiniz, ülkeniz karışabilir.... Önemli olan 2023 de her şeyin güllük gülistanlık olacağıdır.
Yarın işsiz kalsan ne olacak, 2023 de işin hazır. Yarın Türkiye karışsa ne olacak, 2023 de kardeşliğimiz pekişecek. Yarın Türkiye’de iş savaş çıksa, toprak kaybetsek ne olacak, 2023 de yeniden büyük Türkiye’yi kurmuş olacağız. Kıbrıs’ı Rumlara versek ne olacak, Rumlar dahil hep birlikte 2023 de AB’de olacağız. Bugün ekonomimiz kötü olsa ne olacak, 2023 de D8'i D9 yapacağız ve başkanı da biz olacağız....
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|
Yorumlar
yukarıdaki yazıda gördüğüm cari açık denen şey 185 milyar dolar italat iki kalem var ki bunların birincisi milletin belası akaryakıt diğeri de hani yerli otomobil yapıyoruz ya sözde bunun sacı nı motorunu dışardan aldığımızdan bunlar cari açığın en büyük kalemidir.sektörel alarak işin içinde olduğumdan petrol davası pis iş bunu çözmek çok zor.çünkü dışa bağımlıyız.sac meselesine gelince artık bu iki yıl içinde gerek erdemir isdemir ve özel sektörden çolakoğlu metalurji ve iskenderunda atakaşların bu alana yatırım yapmaları sonrası bu kalemde cari açığı azaltacağı kannatindeyim geriye yerli otomobilin motoru kaldı onuda hamdolsun bu ülkenin güzel insanı üretmek üzere işte ozaman yani kendi uçağını otomobilini gemisini trenini yaptığın zaman sadece petrol bahsi kalır.Allah devletimizin yar ve yardımcısı olsun
2002 yılı ihracatımız 36 Milyar Dolar, ithalatımız ise 51,5 Milyar Dolar.
Demekki 2002 yılında ithal ettiğimiz mal kadar ihraç etmemişiz.
Lütfen önce bilgi sahibi olalım ondan sonra yorum yapalım.
saygılarımla.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.