|
Dünyayı sarsan! bir maç ile karşınızdayız. Herkes tarafı olduğu tribüne çıktı, görmek istediği gibi izlemeye, alkış tutmaya başladı. Ev sahibi takımın dış ilişkiler sorumlusu okyanus ötesinde yaptığı temaslar sonucu açıklama yapıyor: “Maçı etkileyeme yönelik internetten yapılan sataşmaların içeriği ile ilgili Bayan meslektaşımız bizi bilgilendirdiği için rahatız, o yüzden de buradayız…”
Ev sahibi tribünleri, maç başlar başlamaz kendi takımını alkışlamaya başladı. Okyanus ötesinde maçı etkilemeye hatta ligi karıştırmaya yönelik iddilar yapılıyor.Teknik Direktör için Olağanüstü övgüler dizilmekte, sipariş edilse bundan daha iyi açıklamalar olmaz denilmekte, Olumsuz yorumlar için dedikodu bunlar denilmekte….
Heyecanlı bir maç olacağa benziyor, çünkü azınlık bile olsa rakip taraftarın sesi daha gür çıkıyor. Onlar da dahice cımbızlamalar yapıyor, sadece takım kaptanını sıkıştırmakla kalmıyor, kural dışı oynayan, sert oynayanları da ıslıklıyor. “Maçı etkilemeye yönelik dedikodular” olduğu açıklanan belge ve bilgiden haberiniz olması işin içinde parmağınız olduğunu gösterir açıklamaları yapılıyor. Ortalık toz duman. Öyle ki her zaman suçlu olan hakemin bile yaptığının önemi yok, çünkü şimdi rakiple çekişiliyor, onun açıkları ortaya çıkıyor, şimdi dikkat edilmesi gereken odak ev sahibi takım… Ev sahibi takımın oyuncuları için belden aşağı açıklamalar, maçı satmakla ilgili suçlamalar, vatan hainliği ithamları coşkuyla ıslıklanıyor, tepkili tezahüratlar peş peşe geliyor…
Herkes maçı unuttu. Kimine göre fitne fesat, kimine göre vahim iddia olan bu olaylara kilitlendi. Birkaç gün önce misafir takımdan yapılan bir açıklama dikkatimi çekti. Bunu yazmadan geçemeyeceğim:
“ Gazeteciler, Bilim adamları, siyasiler, askerler içeri tıkılırken, ağlamadan sorumlu Devlet Bakanının bile içini acıtan hukuksuzluklar yapıldığında; bizler bu hukuk herkese lazım olabilir dedik, yapmayın dedik, dinletemedik. Mantıklı açıklamaları ve savunmaları olmayınca hep bir ağızdan ‘iddia var efendim’ diyorlardı. Peki şimdi? Öyle gizli tanık, bilinmeyen kişinin gönderdiği mektup yok. Dünyanın süper gücünün, jandarmasının! Belgeleri var. İDDİALAR var efendim.”
------
Ben Wikileaks belgeleriyle ilgili herkesten farklı düşünmekteyim. Herkes ilk gün açıklanan belgelere kilitlendi. Akıllarda kalan ilk günün belgeleri oldu. Hiç kimse devamında ne var, acaba devamı var mı sorusunu bile sormuyor. Zaten onlarda böyle olacağını tahmin etmiş olacaklar ki ilk gün vermek istedikleri mesajı verdiler. Diplomasi belgelerini bürokratlar farklı, vatandaş farklı, gazeteci farklı yorumlar zaten. Onlarda şifreli cümleler olur. Ben de kendimce ilk gün için şu yorumu çıkarttım:
Yalnızlaştırılmaya çalışılan bir İran ve olası savaşta destek olmakta tereddüt eden Türkiye’nin safa çekilmesini gözlemledim. Bütün Araplar ABD’yi arayıp peş peşe, ısrarla vurun diyor. İran’ın safında olan Suriye ise Türkiye! Aracılığıyla karşı safa çekiliyor. İşte size, Araplardan bile destek görmeyecek bir İran. Türkiye için ise Siyasiler belden aşağı vurularak sıkıştırılıyor. Komşularla aramızı açacak açıklamalar yapılıyor. Kardeş ülkelerle birbirimize düşürülmeye çalışılıyor. İktidara bak daha bunlar binde 3, olacakları düşün safını belirle deniliyor. Üstelik Bayan Clinton belgelerin içeriğini zaten biliyorduk dedi. Hem en az bir ay önce bu adam medyaya açıklama yaparak “yakında açıklayacağımız belgelerle dünya düzeni yeniden yazılacak ve ABD herkesten özür dileyecek” diyerek şimşekleri üzerine çekmişken, Mossad, Cia o adamın peşine düşüp bulamaz mıydı isteseydi? Adam resmen şov yapıyordu, yeraltındaki sığınağına gazeteciler girip röportaj yapıyordu. Sizce daha önceki açıklamaları da ortadayken bu adam umursanmayacak birimiydi?
Kısacası, Binde 5 gibi bir açıklama yapıldı denilen bu belgelerin devamı olmayacak, çünkü hedefe ulaşıldı diye düşünüyorum.
01/12/2010
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.