|
Geçen yazımda karşıdaki kişiyi anlama metodunu anlatmaya çalışmış ve buna örnekler vermiştim. Gelinen noktada hiçbişey değişmediğini görmekteyim. Herkes karşısındakini suçluyor, sadece kendisini ya da tarafını haklı buluyor, herkes birbirine belden aşağı vuruyor ve bunu (yerli tabirle) koca koca adamlar yapıyor. 2 Kişiden bir kişini oyunu almış daha yakışır davranması gereken Başbakan da yapıyor, diğerleri de yapıyor, hiçbiri diğerinden geri kalmıyor.
Başbakan, Ak Partiye oy vermeyenleri bir kefeye koyuyor (hocası gibi). Diğerleri biz muhalefetiz bizim işimiz eleştirmek diyor. (Ama çamur atmasalar, belden aşağı vurmasalar güzel olacak) Başbakan, Bir noktada haksız olsalar bile bütünüyle haksız olduklarını anlatan ifadelerle incitici konuşması hep ortamı geriyor. Aslında gerginlikten herkes nemalanmaya çalışıyor ve beni inciten yönü de burası. Bu sebeple Meclisteki 4 partinin liderini de, siyasetlerini de beğenmiyorum. Konuşurken diğerlerinin düşüncelerine saygı göstermemiz gerektiği noktasında çok zayıfız. Başbakan muhaliflerine karşı çok hakaretane kelimeler kullanıyor. Acaba diğerleri aynı ağırlıkta kelimeler kullansa nasıl olur. Bence, Türkiye’de iç çatışma bile çıkabilir. Kimse beni çığırtkanlıkla suçlamaya da kalkmasın. Bunu örnekleyerek açıklayacağım. Başbakan fanatizme karşıyım diyor. Milliyetci bir partiyi (Mhp) vatan hainliğiyle suçlamayı daha da ileri götürerek Bdp ile, pkk ile aynı kefeye koymak fanatiklik değil midir? Kışkırtma değil midir? Onların siyasi duruşları ve düşünceleri, fikirleri, ifade özgürlüğü değil midir? Bu hakaret neden? Dengir Fırat’ın yeğeni, Hüseyin Çelik’in yeğeni, Mustafa Zeydan’ın oğlu… terörist çıkmadı mı? PKK’lılar senin gurubunda, senin Doğulu vekillerim dediğinin yarısı pkk’lı diye propoganda yapılsa, bu olay meclis dışında meydanlarda dillendirilse; sizce neler olur? Başbakan ısıtıp ısıtıp muhalefete Sivas’ın ötesine geçemezsiniz diyor. Chp Başkanı gitti ne oldu gördünüz. Görmeyenler için işte link: http://haber.mynet.com/detay/politika/baykala-yumurta-atanlar-akpliler-cikti/504397 Chp otobüsünü taciz edenlerin içinde 10 kişi kadar Ak Partinin yöneticileri ve Hüseyin Çelik’in akrabaları vardı. Otobüsü yumurta ve taş yağmuruna tuttular. Emniyet’in olayı göz ardı etmesi, olaylara çanak tutması müfettiş raporuna girdi. Sonuç olarak; Başbakana gelince belden aşağı vurmak serbest muhalefete yasak olmamalı, herkes seviyeli olmalıdır… Referanduma gelince: Darbecilerin yeniden yargılanmalarının mümkün olmadığını itiraf etmelerine, defalarca beyan etmelerine rağmen, Referandumu 80 darbecileriyle yüzleşme, onlardan hesap sorma, onları yargılama oylamasıymış gibi gösterilmesini aldatmaca bulduğum için HAYIR 2010 yılı nisan ayında, 12 Eylül darbecilerinin zaman aşımı olmaksızın yargılanması için TBMM’ye bir öneri sunulmuş, ama bu öneriyi AK Partiler uygun bulmayarak reddetmiş ve darbecilere yargılama yolu AK Parti eli ile engellenmiş olmasından dolayı HAYIR Habur olaylarının yanlış olduğunu bile bile ısrarla, inatla, sırf kendi yaptı diye doğru kabul ettirmeye çalışan partililere, Ülke menfaatini kendi doğrularından geride sayanlara karşı HAYIR Cımbızla aranıp bulunan muhalefet partiye oy vermiş bir vatandaşı TV’lerde, meydanlarda gezdirip, övüp, işte bak bunlar da Evet’ci, liderlerin kendinden haberi yok diye afiş etmeleri ve diğer bütün partilileri aşağılamalarına karşılık HAYIR Kadın haklarından hiç bahsedilmemiş, 2 yıldan beri dile getirilen taş atan çocuklar pakete konulmamışken, zaten korunan yaşlıların ve şehitlerin haklarından bahsedilerek, insanların hak ve özgürlüklerinin düzenlendiğini söyledikleri için HAYIR Çalışana verilecek Sosyal hak ve güvenceler ile birlikte asıl verilmesi gereken Grev hakkı iken, aynı işkolunda birden fazla sendikaya üye olma hakkının kazandırılmasını başarı sayanlar için, Pakette Grev hakkının önündeki engelleri kaldıran tek bir kelime bulunmadığı için HAYIR Muhalefetin, Mecliste görüşülürken mantıklı-yararlı-iyi bile olsa düzenleme olarak teklif ettikleri tek kelimeyi bile eklemeyip, tamamen bizim eserimiz diye nara atılmasına, İnadına Evet diyenlere, Başbakanın herkesin siyasi düşünce ve ifade özgürlüğüne rağmen aşağılayıcı konuşmalarına bakarak HAYIR Tüm bunlara rağmen; Anayasa mahkemesinde oturan 9 kişinin keyfi kararlarına, onların verdiği kararlardan AİHM ‘e giden davaların bir çoğunun Türkiye aleyhine ceza olarak dönmesine fırsat vermemek için, Tayyip Erdoğan’ların da gelip geçici olması dolayısıyla; EVET Sonuç olarak benim fikrim: bir “Evet” o kadar “Hayır”a göre aslında ağır basmakta. Ama “inadına” fanatikleri, hem uzlaşmayıp hem biz yaptık diyenler, Başbakanın Ak parti haricindekileri aşağılamaları devam ederse fikrim değişir mi bilemiyorum….
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Ahmet Kemal AKTEPE
Makalenin içeriği ve fikri açıklamaları Yazarın kendisine aittir. (www.aktepeli.com) |
Yorumlar
nolacak benim halim...
ezberlerim nereye gitti, birisi yardımcı olsun...
Anayasa’nın geçici 15. maddesinin kaldırılmasına hiç tartışmasız ilerleme diyebiliriz. En azından psikolojik bir kazanım. Fakat bununla sınırlı değil, darbe yönetiminin icraatları için yargılama imkânı getiriliyor. ‘Zaman aşımı dolmuyor’ diyen çok sayıda saygın hukukçu var. Suç sayılan fiil, 12 Eylül 1980 tarihinde başlayıp bitmiş değil; temadi edişi söz konusu. Darbeciler bile Anayasa’nın geçici 15. maddesine “12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) Başkanlık Divanı’nı oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde” ibaresini koymuş. Yani 24 Kasım 1983’e kadar devam eden cunta yönetimi sırasında işlenen suçlarla ilgili zaman aşımı henüz dolmuyor. Yaklaşık üç yıllık süreye sahip.....
pravakatör sözcüğünü sasürlenizde yarar olacağını düşünüyorum.
bende o seviyeye iner, aynı üslübü kullanırsam tadı kaçar.
madem ki öyle, size bir video izletmek isterim:
http://www.facebook.com/video/video.php?v=118978954816210
yazarın hayır dedikleri cümlelerin hiçbir anlamı yok ve doğruları örtbas etmiş. Bu referanduma evet denecek yüzlerce sebep varken sadece bir iki tanesine değinip evet demek yazarın kararsızlığını ortaya koymuş. Kardeşim Referandumla nelerin değişeceğini çok çok iyi biliyorsun. Zorba bir yönetimin avukatlılığını bırakın ve adam gibi evet diyecekseniz deyin. Yoksa chpnin. ergenekoncuları n. derin devletçilerin. askerle işbirlikçi terörristlerin ve geçmişiyle yüzleşmekten korkan bir parti liderinin şakşakçılığını bırakın
şehit verilmiş üzerine kışkırtmalar devam ediyorken milliyetci damarları kabarmış, saf insanların yaptığı eylemlere teröristlik demek o insanları ve beni incitmiştir.
ki herkes bu tepkiyi vermeli. sen hep susarsan meydan kimlere kalıyor görüyorsunuz.doğuda pkk apo bayraklı eylemler varken susuluyor, batıda bir siyasiyi eleştirsen ifade özgürlüğünden ceza alıyorsun.
2- kullandığınız cümleler kelimesi kelimesine başbakanın miting söylemleri
3- anadolu insanının önünü açan hangi madde merak ettim.
4- bir söz vardır: "herkes suçlu da bir sen mi haklısın" başbakan hariç herkes suçlu. acaba diyen bir babayiğit yok
5- başbakan bile aslında ne dediğini bilmiyor. örnek:
kasım 2008 de pkk yandaşlarının eylem yaptığında pompalı tüfekle üzerlerine ateş açan vatandaş için aynen "Vatandaş ne yapsın kendisini savunuyor" demişti.
bugün Hatay'da 4 şehit vermişiz, bdp kışkırtıyor. ayaklanan, işyerlerini taciz edip orada olduğunu belli eden, çapulculara memleketi teslim etmeme kararlığı gösteren dörtyollulara siz de teröristsiniz dedi. (yapılanın doğru olduğunu idda etmiyorum, ancak orada normal bir eylem burada şehit ve kışkırtma var) kimmiş şehitler üzerinden?
yazık, çok yazık...
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.