“NLP nedir” sorusuna kaç kişi cevap verebilir? Daha önce duydunuz mu böyle bir şey? Açıkçası ben de yeni öğreniyorum. NLP, başlı başına bir bilimdir. Yüzlerce metodu ve örneklemesi olan, kanıtlanmış, beyni daha etkin ve doğru kullanma yöntemi olarak tanımlayabiliriz. Size anlatmaya çalışacağım sadece bir metodun, oluşturacağı etkiyi sizin de gözlemlemenizi isteyeceğim . NLP’in iletişim metotlarından birinden (Karşındaki kişiyi anlama metodundan) bahsedeceğim. Bunu sizin de denemenizi rica edeceğim... |
Sakin bir ortamda 3 sandalye koyuluyor. Birinci sandalye karşınızdaki kişinin sandalyesi, ikinci sandalye sizin sandalyeniz, üçüncü sandalye ise olaya dışarıdan bakan bir bilen ya da danışman kişinin sandalyesi olarak düşünülüyor (gözlerinizi kapatırsanız daha konsantre oluyorsunuz.) Anlaşılmak istenen konu ile ilgili, herkese aynı sorular sorulmakla birlikte özel sorular da sorulabiliyor. Aslında görsel bir metot haline getirilmiş empati denilebilir. Önce karşınızdaki insanın sandalyesine oturarak, kendinizi onun yerine koymaya çalışıyorsunuz. Yaşı, mekanı, ortamı, kişiliği ne olursa olsun karşındaki insanın siz olduğunuzu düşünerek, onun ne düşündüğünü ve söylediklerini hangi psikolojiyle söylemiş olabileceğini düşünüyorsunuz. Bütün sorulara cevap arıyorsunuz. Sonra kalkıp, kendi sandalyenize geçerek bütün sorulara cevap arıyorsunuz. Sonra da kalkıp danışman sandalyesine geçiyorsunuz. Konsantre olarak yaparsanız, isteyerek ve öğrenmek için yaparsanız bu uygulamayı, zaten sonunda kendiniz bir karara varmış oluyorsunuz. Kesin konuşuyorum, çünkü denenmiş ve ispatlanmış bir metottur. Bunu bu akşam boş zamanımda ışıkları kapattım ve bu açılım olayını değerlendirmeye çalıştım. Aslında bu soruları dışarıdan birisinin sorması daha etkili ve objektif olacaktır. Yapmayı denerseniz, her 3 sandalyede oturduğunuzda da soruları bir başkasının sormasını sağlarsanız daha iyi olacaktır. Bütün soruları benim sormam çok objektif olmamış olabilir, ya da bütün soruları aklıma getirememiş ve soramamış olabilirim, ama bir sonuç çıkarttım. Ben sonucunu şimdi size yazmayacağım. Çünkü bu yöntemi herkesin uygulamasını ve yorum olarak buraya yazmasını rica edeceğim. Benim sorduğum soruları buradan yazacağım. Sizler de mutlaka farklı sorular türeteceksiniz. Sizler de aklınıza gelen, sorulması gerektiğini düşündüğünüz soruları yazarsanız, burada oluşan sorulardan sonra tekrardan bu empati metodunu uygular, bu konuyu tekrar burada tartışmaya açarız. Sorular: -Bu açılım gerçekleşirse nasıl bir Türkiye olacaktır? Açılımın siyasi ve ekonomik sonuçları ne olabilir? -Açılımı istemekteki asıl amacınız nedir? Kimin hassasiyetleri önemlidir? Kimin ne kadar fedakar olması gerekmektedir? -Bu açılım desteksiz, uzlaşmasız olur mu? Tezkere olayında nasıl bu meclis uzlaştı ise yine uzlaşılamaz mı? Pkk’lıların annelerinin hassasiyetleri kadar diğer patilerin hassasiyetleri gözetilse bu uzlaşı sağlanamaz mı? -Mhp ve Chp şartsız koşulsuz bu açılıma bu haliyle destek verse ne kaybeder ki, durması gerektiği yerde durulamaz mı? -Kanunsuz, plansız, yol haritasız olduğunu zaten hükümet söylüyor, gündeme göre hareket edilecek deniliyor. Peki Mhp ve Chp de gündeme göre hareket edemez mi? -Terörle anlaşmış tek ülke olan İtalya’da önce teröristler tek bir tabanca bile bırakmadan teslim ettiler, sonra hükümet kanunlar çıkarttı ve anlaşmalar oldu. Bizim uyguladığımız yöntem aynı mı ki kıyaslıyoruz? -Bundan sonra hiçbir ana ağlamasın yeterli bir gerekçe midir? Geçmişteki acıyı yüreğinde hisseden anaların hassasiyetleri önemli değil midir? -Ergenekon da terör örgütü ise “pişman oldum” demeleriyle serbest bırakılmaları gerekmez mi? Avrupa İHM eşitlik ilkesinden yola çıkarak buna karar vermez mi? -Pkk’lıların anası da bizim insanımız değil mi? Onla daha fazla zaiyat veriyor, onlardan daha fazla ana ağlıyor? Bunun önemi yok mu? -Açılımın Mecliste görüşüleceği tarihin, apo’nun yakalanış tarihine denk gelmesi, ciddiyetsizlik midir? Yoksa plansız ve aceleci olmanın doğurduğu bir hata mıdır? -Tarihler bu kadar önemli midir? Muhalefet de 10 kasım propagandası yapmaktadır. Bu ne kadar doğrudur? Ya da süreci ne kadar etkiler? -Açılım sorumlusu bakanın Suriye’den çıkartılışının yıldönümünde sınır kapısına giderek yaptığı açıklama karşıyı kamçılamıyor mu? -Başbakanın dağdan inenler terörist değil açıklamaları ve hazmettirme lafları çok ağır değil midir? -Henüz sadece 30 kadar kişi geldi. Bakıldı ki olmuyor, durduruldu. Acaba sizce hükümet gerçekten doğru yolda mı? Ya da muhalefet çok mu sabırsız? -Açılımı bazı yazarlar ile Polis Okullarında basına kapalı tartışarak başlatmak yerine önce partilerle ve mecliste tartışılsa daha iyi olmaz mıydı? -Adı bile 3 defa değiştirilen bu açılım gerçekten tutarsız mı sizce? -Hükümetin anlaşmayı Kuzey Irak’ta Osman Öcalan ile yapması, pkk ile anlaşmak değil midir? Bu doğru mudur? -Dtp’nin bunu şova dönüştüreceğini bilmiyorduk size ne kadar mantıklı geliyor? Diyarbakır BŞ Belediyesinin 3 gün öncesinde kurduğu o kocaman çadırlar bunu göstergesi değil miydi? -Hakimlerin oraya gitmesinin Güvenlik gerekçesine dayandırılması ne kadar mantıklı? Gelenler helikopter ile sınırdan alınamaz mıydı? -İzmir’deki tek bir tane şehit abisinin (o da anası da babası da değil) açılım devam etsin demesini günlerce manşet yapıp, madalyalarını kıran, takma bacaklarını valiliğin önüne bırakan, yüzlerce olup ağlayarak gösteri yapanların haber bile yapılmaması, medyanın açıktan yönlendirme yapması ve taraf tutması olayı nasıl etkiler? -Ne hükümetin ve Dtp’nin içerik, istek, talep, teklif, projesinin olmaması hiç şüphe uyandırmıyor mu? ……. Dikkat ederseniz bunları ben size sormuyorum, lütfen atışma yapmak için ya da sataşmak için bana sorular sormasın. Ama bu empatiyi kurmak için objektif olduğuna inandığınız soruları yazabilirsiniz. Bu eleştiriye açık olmadığım anlamına gelmesin. Çünkü burada yapıcı olmak adına bir şeyler yapmayı, uzlaşmayı çalışmayı teklif ediyorum. Sorularımda tarafsız olamamış olabileceğimi de zaten belirtmiştim…. Söz Sizde. Saygılarımla… |
Yorumlar
peki o zaman:
kan üstünden siyaset yaıyorsunuz, niyet okuyosunuz diye sataşıp duran hukumetin tek sloganı olan "analar ağlamasın" kan üzerinden siyaset değil midir?
bunu geçiyorum: daha fazla şehit gelsiz ne bizde bundan faydalanalım, biraz bağırıp çağıralım diyenn bir muhalafetimiz var demek ne kadar ahlaki, bir başbakana yakışır mı?
bunu bülent arınç ya da bekir bozdağ gibi birisi söylese alınmam. ama başbakan yapıcı olmalıyken belden aşağıya vurmuyor mu?
ben tebrik etmesiniz de bilirim: bakınız, abdullah gül hep üzerine düşeni yapıyor. arabulucu ve yapıcı oluyor. tayyip bey nedne bunu yapmıyor. bu da siyaset icabı olabilir mi?
bu arada hükümetin açılımını yürekden destekliyorum.hiç bir parti buna cesaret edemezdi. edemezdi çünkü partisi siyaset tarihinden silinme ihtimali çok yüksektir.ancak inan bir insan bunu üstüne gidebilirdi onuda sağolsun sayın başbakanımız erdoğan yapabilece kabiliyette ve güçte çok şükür ALLAH cc. yardımcıları olsun inşaalah ülkemiz için hayırlı olur.
selamlar
Açılım konusu üzerine oynanan bütün oyun ve provokasyonlar da bu amaca hizmet ediyor.
Gözü siyasi ranttan başka hiçbir şeyi görmeyen vekillerimiz ise -bilerek veya bilmeyerek- bu amaca alet oluyorlar.
Mecliste gösteri yapmak için bir şehit anasını ve Türk bayrağını kullanmak demek; sokağa mesaj göndermek ve kitleleri harekete geçirmektir. lütfen herkes sakin olsun.açılımı yürekten desteklemeseniz bile bari işi bozmayalım.
tayyip istese bu kısır döngüyü devam ettirir .ne kendini nde iktidarı tehlikeye sokar.
ama adam öyle cesur adımlar atıyor ki hiçbir siyasetçinin bu zamana kadar yapmaya cesaret bile edemediği şeyleri yapıyor.
düşünün öyle bir ince çizgi ki. en ufak bir hatada herşey eskisinden daha kötü olacak.kendisini hiç kimse desteklemeyecek .muhalefet ben zaten demiştim diyecek.iktidarını kaybedecek. belki mahkemedelerde bile yargılanacak.
işte adam tüm bunları göze almış bu işe girişmiş .istese gel keyfim gel der eski hamam eski tas aynı yöntemele terörün üstesine giderdi.anlayın artık adamın nekadar ince keskin bir köprüden geçmeye kalkıştığını
bu öyle bir köprü ki .ordan geçekerken muhalefet her an tekme atmaya hazır halde bekliyor.hatta tekmeliyor.halkımızdan bir çok insan bu köprüden geçerken yine adamı tekmeliyor.al bir o kadar da pkk içinde barış istemeyen insanlar ordan tekmeliyor.
ama bizim gibi sağ duyulu insanalr ne yapabilirki sadece olup bitene bakıyoruz.Allah göstermesin her an insanlar provakötörlere inanaıp olaylar çıkabilir.İşte ben diyorum başbakanımız bu ince keskin köprüden geçerken adama tekme atmak yerine elinden tutalım.
Bu yazıyı yazan ben deniz .en az sizin kadar vatanını seven biriyim.erdoğan ve onun gibi düşünenler vatan haini olarak görmeyi bırakın artık. bu ülke hepimizin. bu gemide hepimiz varız. eğer gemi batarsa hepimiz boğuluruz.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.