|
BAŞLIKSIZ YAZI Birgün bir arkadaşım (S.S.) bana şu soruyu sormuştu: “Chp fanatiklik yaptıkca Ak parti oylarını artırıyor (halk inadına onlara veriyor). Yaptıklarıyla neden Chp hiç oyunu artıramıyor” sorusunu sorarak sözlerine devam etmişti: “Chp’nin başkanı ve onlarca uzmanı bunu göremiyor mu sence? Diyelim ki bunların hepsi aptal, bir vatandaş bunu pankart yapıp mitingde tv’lere gösterip neden bunu gündeme getirmiyor. Bu bir planlanmış oyun ve taraftarlar uyutuluyor. Sonuçta bu siyasi partilerin hepsi aynı” demişti. Hatta Mhp ve Chp için öyle örnekler vermişti ki; çok şaşırmış ve verecek cevap bulamamıştım. Peki, Ak parti nasıl aynı olur sorusunu da benim bulmamı istemişti…..
Bu akşam (14 Ekim) Milli maç var. Birkaç gündür yapılanları, olanları gözden geçirdiğimde irkildiğimi fark ettim. Şöyle bir kafamda canlandırdım geçmişten günümüze… 2007 şubatında Unesco israil’in Mecsid-i aksa’nın altına tunel kazdığını ve derhal bunu durdurması gerektiğini açıkladı. Bölgenin Ağır Abisi Eşbaşkanımız oraya hemen heyet gönderdi. 23 Mart 2007 günü sessiz sedasız yurda dönen heyet bunun turistik bir kazı olduğu raporunu utanmadan sıkılmadan Başbakan’a sundu. Böylece konu kapanmıştı. Oysa Unesco bile bunu görmüştü. Eşbaşkanımız “Ya arkadaşlar: Unesco yalan mı söylüyor, iyi baktınız mı? Unesco 21 gün inceledi ve bu çağrıyı yaptı, bak biz burada hakemiz, (siz ağlama duvarı falan içinde) İsrail gezinizle birlikte 2 günde bu raporu yazdınız” demedi. (Bu konu ile ilgili daha sonra bir yazı yazacağım) Birgün “One munite” dedi. Yarım saat sonra özür diledi. “Yanlış anlaşıldım, kastım o değildi” dedi ama meşhur olmuştu bir kere… şiirler, şarkılar, formalar, tişörtler… Kıbrıs konusunda söylediği ve içimizi acıtan o sözünü tekrarlamak bile istemiyorum. Nasıl olsa Rumlar kabul etmeyecek, bari biz masadan kaçan taraf olmayalım diye verdiğimiz tavizlerin bir kenara yazılacağını düşünmeden söylenmiş bir söz olarak geçiştirdik ve unuttuk. Ama şimdi Kıbrıs olayı ile ilgili, BM temsilcileri nezaretinde 100e yakın görüşme oldu. Gelinen noktada referanduma giderken kabul ettiğimiz (toprak tavizi dahil) noktadan devam edebileceği BM ve Rumlar tarafından açıklandı. Üzerinden 10 gün geçti Talat sadece birkez itiraz etti, devamı yok. Türkiye’den ise çıt bile yok. Kısacası; taviz, taviz, açılım, açılım derken… Dün ve bugün yaşananlar içimi çok acıttı ve bu yazıyı kaleme aldım… Diyarbakır’ın göbeğinde bir pkk’lı Dağlıca’yı biz bastık, şöyle vurduk, böyle öldürük diye şov’la karışık açıklama yapıyor. Kimse hiçbişey yapmadı. Ne savcı, ne yetkili, ve başbakan… Ama kalbi buruk Azerbaycan Türklerine destek olmak için; Milli maçta bayrak sallamak, leyhte ve aleyhte tezahurat yapmak yasaklanıyor. Hem de ne adına dersiniz: DEMOKRASİ ADINA (vali öyle açıkladı). Bir parti yürütmeyi durdurma kararı aldırıyor. Apar topar Fifa’dan yazı isteniyor.“Türk olmak, Türk’e destek olmak bu kadar mı kötü bir şey” dedim kendi kendime ve cevabını bulamadım… Üstelik kimse Emniyetin o kameralı sisteminde kötü tezahurat küfür asla edemez. Üstelik maça alınan taraftar sayısı Üç bin. 3000 kişiden de bilet alabilmek için davetiye isteniyor. Davetiyeyi kim veriyor belli değil. Federasyonun sitesinde de buna bir açıklama getirtilmemiş. Kimin eli var bu işte, kim veriyor bu davetiyeyi açıklama yok… Diğer 15,000 taraftar ise; Polis akademisi ve subay okulu öğrencileri. Sarı gelin şarkısını söylemek ve Kırmızı-Beyaz tezehüratından başka bişey seslendirmek de yasak. (Orada maçı izleyen bir öğrenciden öğrendim, teyit edilebilir) İyileşme olacağına inansak “tamam” diyeceğim, iyilik bizden olsun diyeceğim. Ama öyle bir ümidim de yok. Cumhurbaşkanımız oraya maça şartsız gitti, Sarkisyan “kapı açılmanda gelmem” şartı koştu. Çok önemli şahsiyetler Clinton’lar devreye girdi de teşrif ettiler! Aslında önemli olan, Erivan’daki müzede işgal altındaki topraklarımız diye sergilenen (Sivas’tan, Erzurumdan, Van’a kadar) Türkiye topraklarından vazgeçecekler mi? Soykırım iddialarından vazgeçecekler mi? Karabağ’dan vazgeçecekler mi (Karabağ Dünya’nın en kaliteli ve en büyük altın madeni yataklarına sahip). Bu buluşmayı sağlayan ülkelerin hepsi (ABD kabul etmese de her defasında bizden taviz almak için tepemizde tutuyor) sözde soykırımı tanımakla kalmamış, olmadığını iddia edene hapis cezaları getirmiştir. Onlar bu kanunları geri çekecekler mi… Aslında buna benzer onlarca soru var (devam yazısı yazabilirim istenirse) Bir de protokolun sonucuna bakalım. Türkiye’nin kazancı ne olabilir: en fazla 100 bin turist ve bir miktar sınır ticaretinden gelir. Ermenistanın kazancı ne olabilir: yeni anlaşılan doğalgaz ve petrol boru hatlarının oradan geçmesi, işsizlikten eriyen nüfüsları için (5 milyondan bir buçuk milyona düşen) bir umut kapısı. Türkiye’den Azerbaycan’a deniz ve demiryolu projesinin yapılabilmesi. Ayrıca, Rusya, Fransa, İsviçre, danimarka ve İngiltere’nin desteklediği Ermenistan, Karabağ olayını diplomatik yollardan çözmeyi kabul ediyor. Çünkü AB kozunu kullanılacak ve bizim Azerbeycan’ın iç işine karışmamız gerektiği söylenerek safdışı bırakılacağımız konuşuluyor. (Ateş olayan yerden duman çıkmaz). Kısacası bizim yönetimimiz ya aceleyle karar veriyor ya da yönlendiriliyor. Bunu benim buradan kestirmem ya da yorumlamam kolay değil. Ama tahmin etmesi zor olamayan bir tecrübemiz var ki; Kıbrıs olayı. Sonra pişman olduğumuzda iş işten geçmiş oluyor… Peki ne yapmalı diyenler olursa: Bence bunu kendi irademizle yapmalıyız. ABD önderliğinden birkaç ülke dayattı diye acelece değil. Çünkü biliyoruz ki onlar aceleye getirdi ya da dayattıysa bizim hayrımıza olmaz… Bunu kuveytte, Afganistanda, Irakta gördük. Son söz: Allah (C.C.) Vatanımızı, Milletimizi korusun, sonumuzu hayır eylesin. (amin) Biliyorum ki daldan dala atladım ve karmaşık bir yazı oldu. Ancak bunu izlemek içimden gelmeyen maç saatinde kaleme aldım ve düzeltme yapmadan içimden geldiği gibi yazdım. Saygılarımla… |
Yorumlar
diyor ki:
biz 2004'ten beridir sınır komşularımızla iyi ilişkiler içinde olmamız gerektiğini söylüyoruz. ermenistanla da bu yapılabilir. ancak bizim tek bir şartımız var. işgalci ermenistan karabağdan çekilmeli.(Birleşmiş millletlerin işgalci olduğuna dair kararı var)
ben imzalanan protokolu kelime kelime biliyorum. bu bir hatadır.
bırakın anlaşmayı, uzlaşmayı, işgali, karabağ ile ilgili, azarbeycan ile ilgili o protokolde tek bir kelime bile yok. devletler yaptıkları işlerde asla sözle yapmazlar. dışişlerinde ise hiçbir zaman yapılmaz. herşey yazılı yapılır. (buna ben bir ilave yapayım: eğer sevr anlaşmasını bütün devletleri kendiler çizip onaylamış olmasalar, çokten ortadoğu şekilllenmişti olurdu...) danimarka başbakanı "müslüman dünyasından özür dileyeceği sözünü" ve rojtv nin kapatılması sözünü, yazılı verseydi çark edebilir miydi?
amacımız sadece eleştirmek değil. bakınız bir suriye ile yapılan ticari ve siyasi anlaşmaları, kapının açılmasını takdirle karşılıyoruz. hatta öyle güzel bir toplantı tertip edildi ki bunun için çok mutlu olduk.
bu konuşmaya daha yorum yazmaya gerek duymuyorum.
HALK ONLARIN BELASINI DA CEZASINI DA VERDİ 2002 DE...
SİYASİ EKSİK YA DA HATA GÖRÜLEN OLAYLARI SAVUNURKEN ULUSLARARASI DENGELER VAR FALAN DİYE SAÇMA SAPAN SAVUNANLARA TEK SÖZÜM YOK ZATEN...
NEDEN BİR KADDAFİ, NEDEN BİR AHMMEDİNECAD, NEDEN BİR CHAVEZ RESTİNİ ÇEKEBİLİYOR VE SÖZÜNÜN ARKASINDA DURABİLİYOR, GEREKTİĞİNDE ABD YE KAFA TUTABİLİYOR DA BİZ YAPMIYORUZ. BU ÜLKELERİN HANGİSİNDEN DAHA GERİDEYİZ. BİZ G-20 ÜYESİ GÜÇLÜ BİR ÜLKEYİZ!!
MUHALEFET ELEŞTİRDİĞİNDE BAŞBAKAN; 10-20 YIL ÖNCESİYLE KIYASLAMAKTAN BAŞKA SAVUNMA YAPABİLİYOR MU? (Kİ HALK ÇOK DEFA BUNU SANDIKTA CEZALANDIRDI, ÖZELLİKLE DE 2002 DE)
EN KABULLENEMEDİĞİ M YAYYİP BEYİN HEP YAPTIĞI ÇOK SERT ÇIKIŞLAR YAPIP, ARKASINDAN ÇARK ETMEK YA DA ÖZÜR DİLEMEK.
HER KONUDA AYNISINI YAPTI VE BUNA ONLARCA ÖRNEK VEREBİLİRİM.
BAK İDDİA EDİYORUM KÜRT AÇILIMINDA DA GERİ ADIM ATACAK (SABREDELİM, BEKLEYELİM, İDDİAM DOĞRU ÇIKACAK MI GÖRELİM...)
Bu memlekette abdullah öcalanın idamını kaldıranın,
çeçen mücahidleri terörist olarak kabul edenin,
doğu türkistanda çin vahşeti olurken çin devlet başkanına madalya verenin,
ermenilerin karabağa saldırdığı dönemde gıkını çıkarmadığı gibi ermenistana buğday gönderenlerin
***
..................................
milliyetçi-vatancı-türkçü v.s. olduğunu düşününce
genede allah bunları başmızdan eksik etmesin diyesim geliyor.
Yazınızı Erinmeden Baştan Sona kadar Okudum. Bir Yazının Okunuyor Olması Bile Önemlidir.
Selamlar.
ermeni gençler diyor ki: kapı açılsın tabi ki...
antalyaya tatile, istanbula çalışmaya gideriz diyorlar...
aynı kıbrıs gençliğinin tayyip babanın açılımından sonra söyledikleri gibi...
vizesiz avrupaya gitmekten ve çözümsüzlük çözüm değildir propagandasında n etkilenen kıbrıslı (T.C. hukumetinin bizzat desteğiyle) tayyip babanın istediği gibi yaptı ve (ecevitim lerden %1 lere düşerek rezil olduğu gibi) eroğlunu alaşağı ettiler.
aradan geçen 4 yılın sonunda görüldü ki, çabucun ayağı öyle değil. koalisyonda başbakan olan eroğlu, bu defa tek başına iktidara getirildi.
***
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.