Şuanda 29 konuk çevrimiçi
     
Küreci Beldesi Gelenek ve Görenekleri PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Çarşamba, 08 Nisan 2009 20:01

KÜRECİ’DE DÜĞÜN

EVLENME İLE İLGİLİ ĞELENEKLER

Küreci ve çevresinde erkeklerin evlenme çağına geldikleri zaman genellikle şu iki durumla karşı karşıyadır;..

1 - Ya sevdiği birisi vardır,

2 - Ya da büyüklerinin göstereceği bir kızla evlendirileceklerdir.

Birinci şıktaki durum, yaşadığımız devirde sıklıkla karşılanmaktadır. Evlenme çağına gelen delikanlı sevdiği ve beğendiği kızı, bir olayla dile getirerek annesine veya kız kardeşine duyurur. Annesi kızı araştırır, beğenir ve oğluna layık bulursa durumu oğlanın babasına açar. Aile içinde herkesin görüşü usulüne uygun bir biçimde alınır. Olumlu ise kız tarafına, iki aileninde tanıdığı bir yaşlı kadın aracılığıyla haber gönderilir. “ Bir akşam müsaitseniz size gelmek istiyoruz.” denilir. Kız tarafı bu istemi kendi durumlarına göre ayarlar ve günü daha sonra aradaki kadına bildirirler.

KIZ İSTEME

Oğlanın anne ve babası kız evine önceden belirlenen tarihte giderler. Hal hatır sorulur ve ziyaret sebebi açıklanır. “Allah’ın emri, Peygamber efendimizin kavliyle kızınız .........’ı , oğlumuz ........’a istemeye geldik.” Bu arada kahve gelmişse içilmeden öylesine bırakılır. (kısmete dokunmamak için) Kız evi niyetlerini hemen açıklamaz. Kızın babası “Allah hakkımızda hayırlısını nasip etsin. Bizim de bize göre danışacaklarımız var. Danışalım, soralım. Size bir kaç gün içinde haber verelim” derler. Oğlan tarafı yapılan ikrama dokunmadan evden ayrılır. Kız tarafı oğlanı soruşturmaya başlar. Kötü alışkanlıkları var mı? kumar oynar mı? işi var mı? gibi kendilerince önemli saydıkları konuları araştırır. Kızın evliliğe niyeti olup olmadığı, başka birisini sevip, sevmediği anne tarafından araştırılır. Aile büyüklerine sorulur. Amca oğlu, dayı oğlu, hala oğlu varsa onların anne ve babalarına da bilgi verildikten sonra oğlan tarafına haber salınır.

Oğlanın anne ve babası, abileri, ablaları, eşraftan tanıdık varsa yanlarına alınır. Kız evine belirlenen akşam gidilir. Tatlı günü kararlaştırılır. Kız tarafı bu arada altın, gümüş vs. isteklerini bildirir. (kalın) Küreci de bu kalın isteme yavaş yavaş kalkıyor. Oğlan babası “ O kız bizimdir artık. Diğer çocuklarımıza ne yaptıksa buna da yapacağız” der. Tatlı günü kararlaştırıldıktan sonra evden ayrılırlar. Tatlı günü sabahı kız, annesi, ablası, varsa yengesi, oğlan, annesi. ablası, varsa yengesi köyden şehre alış-verişe gidilir. İkişer kat elbise, çanta, ayakkabı, terlik vs. bir de oğlan evi kıza ,kız evide oğlana “tatlı yüzüğü” alır.

Tatlı, aile arasında yenilir. Oğlan tarafının yakın akrabaları gelir. Kız tarafıda kendi yakın akrabalarını davet eder. Tepsilerle baklava getirilir. Yenilir, içilir. Kıza tatlı yüzüğü takılır. Oğlan ve kız aile büyüklerinin ellerini öperler. Tatlı töreni sona erer ve herkes evine gider. Kız evi ve oğlan evi ertesi sabah konu komşuya baklava dağıtırlar. Eskiden davetliler baklava tepsilerinin parasını kendileri öderlerdi. Şimdi bu masrafı oğlan babası yapmaktadır.

NİŞAN HAZIRLIĞI

Tatlıdan münasip bir süre sonra oğlan evi nişan gününü belirlemek üzere kız evine giderler. Nişan günü iki tarafında hazırlıklarını tamamlayacağı bir süre sonrasına ve genellikle cumartesi, pazar günü kararlaştırılır.

Nişandan onbeş gün ünce davetiyeler bastırılır. Nişana çağrılacakların listesi hazırlanır, davetiyeler yazılır. Dağıtılmaya başlanır. Oğlan tarafı, kızı şehre getirerek elbise, ayakkabı, çamaşır, nişan yüzüğü , kızın babasına gömlek, annesine elbise alır. Oğlana da kız evi tarafından elbise, gömlek, ayakkabı ve çamaşır, oğlan babasına gömlek, annesine elbiselik, oğlana nişan yüzüğü alır. Oğlanın kız kardeşleri varsa bunlara da elbise alınır, erkek kardeşi varsa gömlek alınır. Bu hediyeler kız tarafınca nişan sonrası oğlan evine gidildiğinde götürülür.

Nişan on yıl öncesine kadar kız evinde yapılırken, şimdi oğlan tarafının belirlediği yerde, salon veya okul bahçesinde yapılıyor. Nişan iki türlü yapılmaktadır.

1 - Davul ya da orkestra ile, yada ikisi birlikte,

2 - Mevlüd - i şerif ile.

Nişan töreninde mevsime göre ya dondurma, ya da meşrubat ikram edilir. Acıbadem pastası, özel şekerlik dağıtılır. Nişan yapılacak salonun orta yerine masa ve koltuk takımı yerleştirilir. Kız ve oğlan yan yana otururlar. Halaylar çekilir, oyunlar oynanır ve gür sesli biri Şaba (takıntı) yapılacağı anonsunu yapar. Nişan yüzükleri bir kurdela ile birbirine bağlanır. Gümüş bir tepsi, üzerine elle örülmüş bir örtü konulur. Yüzükler, birde makas hazır bulundurulur. Nişan yüzüğünü iki ailenin de saygı duyduğu bir kişi takar ve makasla kurdelayı keserek “hayırlı, uğurlu olması” dileğinde bulunur. Daha sonra oğlanın annesi, babası altın zincir takarlar. Bu zincir oğlan tarafının maddi durumuna göre 1.5 veya 2 m. uzunluğundadır. Oğlan ve kıza takıntılar altın bilezik veya para olarak yapılır, bir taraftan da misafirlere ikram yapılır. Bir süre nişan sona erer. Davetliler nişanlı çiftin masasına yaklaşır, iki genci tebrik eder ve “hayırlı olsun” dileğinde bulunarak salonu terkederler.

DÜĞÜN HAZIRLIKLARI

Düğün günleri ekseriyetle mahsül (ürün) sonuna denk getirilir. Bu da tarlası, bağ bahçesi olanları için geçerlidir. Mesela “düğünümüzü pamuktan sonra yapacağız” vb. gibi konuşmalar bu yörede oldukça yaygındır. Bir hususu da açıklamakta yarar var: Düğünü iki bayram arasına getirmemeye oldukça dikkat ederler. Bu da yöre insanımızın inanışından kaynaklanıyor.

Düğün hazırlıkları oğlan evi ve kız evinde haftalar önce başlar. Bunlar mesela; Oğlan evinde misafirleri ağırlayabilmek için bir hafta önce ekmek yapılır. Döşşek yapımında kullanılan yünler yıkanır. Akrabaların yardımı ile döşşekler, yorganlar yapılır. Oğlan evi ve kız evinden birkaç kişi köyden şehire mobilya beğenmeye gidilir. Her türlü alış-verişler yapılır. Davetiyeler basılır. Önceleri okuntu dediğimiz elbiselik gömleklik, çorap, mendil vs. gibi hediyeler alınır idi. Şimdi davetiye basılıp ev ev dağıtılıyor. Düğün yemeği malzemeleri alınır. Koyun alınır, sandelyeler, masalar, tabaklar, kaşıklar kiralanır. Cumartesi günü kız evinden çeyiz çıkartılır.

Cuma günü öğleden sonra oğlanın kivresi tarafından bayrak kaldırılır. Bayrağın tepesine soğan takarlar. 2-3 el ateş edilir. O an hemen kan akıtılır. Ne kesilmiş ise (tavuk vs. gibi) orada bulunan misafirlere ikram edilir.

Cumartesi günü öğleden sonra davullar düğün evine doğru gelirler iken düğün sahipleri ellerinde mendiller ile oynayarak, silahlar sıkıla sıkıla davulu karşılarlar. Artık düğün başlamıştır. Gelen misafirleri düğün sahibinden birkaç kişi ve bir davulla bir zurna yolun başında davulcuların eşliğinde karşılamaya çıkarlar.

Akşamdan sonra oğlan evinden kalabalık bir topluluk kız evine kınaya gider. Kız evinde silahlar  sıkarak geldiklerini kız evine duyururlar. Çerezler dağıtılır. Kına yakımında türküler söylenilir. Bunlardan en yaygın olanı şudur:

Kınayı getir ane

Parmağın batır ane

Bu gece misafirem

Koynunda yatır ane

Yanında yatır ane

Evli bekar kış günü

Oldum kızlar düşkünü

Ayak yalın baş açık

Yola düştüm kış günü

Kız evinde kına işleri devam ederken oğlan evinde de kına telaşı başlamıştır.

Orta bir yere iki sandalye ve bir masa ayarlanır. Oğlanla, sağdıç oturur. Davulcular oyun havası çalmaya devam ederler. Oyunlar aynanır. Para takıntısı yapılır. Paralar bir tepsi içinde saklanır, oğlana bırakılır. Sağdıçtan para isterler. Vermez ise ayakkabısını çalarlar. O da para vermeye razı olur. Oğlan evinde de kız evinde olduğu gibi türküler söylenir. Çerezler yenilir. Silahlar sıkılır, erkek kınasında damatın üzerine yumurta, un ,süt,yoğurt gibi sıvı ağırlıklı maddeler dökülerek damatın üzerine atılır ve kına gecesi de böylece bitmiş olur.Kına bittikten sonra damat tarafından sağdıçlara yemek yedirilir.

Pazar günü oğlan evi biraz daha erken kalkar. Akşamdan hazırlanan yemekler, öğleye yetiştirilmeye çalışılır.

Öğleye doğru herkes takıntısını bir zarfın içine koyar, oğlan evine bırakır. Bir baştan da yemekler masalara dizilir.Yemek beş-altı çeşitten meydana gelir. Bunlar pirinç pilavı, kuru fasulye, döğme, sarma, vs. Herkes afiyetle yediğini yedikten sonra, öğleden sonra gelin almaya gidilir.

Gelin çıkarılır iken gelinin kardeşlarından birisi gelinin beline kırmızı kuşak bağlar. Gelinin kardeşları sandığa oturup oğlanın babasından para isterler. Gelin önce annesinin, babasının, kardeşlerinin ellerini öperek vedalaşır. Gelinin kardeşları arabaya kadar uğurlarlar.

Gelin arabası ve konvoyu oğlan evine geldiği zaman silahlar sıkılır.

Gelin arabadan inmez çünkü üzenğilik ister (üzenğilik değerli mal anlamına ğelir bu tarla , ev, hayvan ,araba vs.gibi ) arabadan inmeden oğlanın babası veya annesi  tarafından verilir. Ğelin arabadan inmeden önce oğlanın yakınları tarafından arabanın üzerine  para, şeker, buğday, çerez, badem serperler veya bunlardan birkaçı  aradaya isabet eder. Arabadan indikten sonra ğelinin  eline şişe verilir, verilen şişeyi kırması istenir.

Oğlan yakınları hayırlı olsun dileklerinde bulunur ve düğün burada sona erer. 1939’da Hatay’da çeşitli ulusal ve dinsel toplulukların siyasal olaylardan kaynaklanan çeşitli sorunları vardı. Dinsel ve ulusal ayrılıklar, ilişkileri olumsuz yönde belirlerken, kültürel etkileşim de kaçınılmaz olarak yaşanıyordu. Bu, beslenmeden, giyim - kuşama, geleneklere dek her alanda gözleniyordu. 1937 ‘de ilde çeşitli araştırmalar yapan P.Barzantay’a göre : “ Uzun asırlarda oluşan birçok Devrimler Antakya’da din, dil, entellektüel yaşamı çok değiştirmişse de eski giyinişleri, ev ve çömlek eşyası şekillerini, et kesme usulünü, yükleri merkeblerin sırtına eskisi gibi yükleme biçimini değiştirememiştir.” ( Türkmen , 1937, s.57 )

YAŞAMA BİÇİMİ :
Söz konusu yapının değişimi ancak 1950 sonrasında gerçekleşebilmiştir. Bu tarihte başlayan sanayileşme, ayrılıkları bir ölçüde köreltirken, geleneksel yapının çözülüşünde de etken olmuştur. Aynı dönemde tarımsal alanda de kapitalist ilişkiler belirmiş, il içinde nüfus  yoğunlaşmıştır. Kırsal kesimden Kırıkhan, İskenderun, Antakya gibi merkezlere göçün artışı hızlı bir kentleşmeyle birlikte; beslenmeden, barınmaya, giyim - kuşama dek günlük yaşamın öğelerinde de hızlı bir değişim yaratmıştır.

1960’larda, mevsimlik tarım işçiliği büyük ölçüde tarım sanayisinde çalışmaya (çırçır, dokuma fabrikaları vb.), küçük iş kollarındaki usta - çırak ilişkileri de işçi - işveren ilişkisine dönüşmüştür. Bu, ildeki toplumsal örgütlenmeleri yaygınlaştırırken, etnik ayrılıklar de yerini toplumsal konumdan kaynaklanan ayrılıklara bırakmıştır.Aynı dönemde yaşamı algılayışta beliren bu değişim eğitime ilgiyi yoğunlaştırmış, yerel basında çeşitli etkinlikleri hızlandırmıştır.

Bu oluşum, 1970 - 1973 döneminde Hatay’a Türkiye ortalamalarının üstünde bir kentleşme hızı getirmiştir. Söz konusu dönemde Türkiye genelinde kentleşme hızı % 42,8 iken, Hatay’da % 50.3 olarak belirlenmiştir.1970 lerin başında Demir - Çelik Tesisleri’nin yanında, Ortadoğu’daki savaş nedeniyle de İskenderun büyük bir canlılık kazanmıştır. Kentleşme hızı, Merkez İlçe’ninkini aşmıştır.

Ancak, bu da ikili bir yaşam biçimini doğurmuştur. Kent merkezinde, mağazaları çarşıları, yapıları, dinlenme alanlarıyla çağdaş değerler öne çıkmıştır. Gecekondu bölgelerindeyse töreleri, geniş aileleri, maltızları, şalvarlarıyla kırsal kesim kültürü egemendir. Bu durum, İskenderun’a tipik bir geçiş toplumu niteliği kazandırmaktadır. (Aynı olgu 1980’lerde daha düşük düzeyde de olsa Hassa’da yaşanmaktadır.)

Hatay’da toplumsal devirgenlik 1975 - 1980 döneminde daha değişik bir boyut kazanmıştır. Ulusal ve dinsel ayrılıklar bu dönemde, siyasal eğilimlerle eklemlenerek yeniden gündeme gelmiştir. Bu; toplumsal yaşantıda bölünmelere yol açmış, kimi noktalarda çatışmalara varmıştır. Yerleşim, eğlenme, eğitim gibi yaşamın somut alanlarına dek uzanan ayrılıklar, ilin kültürel alandaki kazanımlarını bir ölçüde geriletmiştir.

Tüm sorunlarına karşın, toplumsal gelişmenin hızlı olduğu Hatay’da yerel özellikler, çağdaş değerlerle etkileşim içindedir.Nişan, düğün gibi törenler günlük yaşamın renklendirici öğelerindendir. Çeşitli kaynaklara dayanan eğlenceler yöre halkının özellikleri arasındadır. Çukurova Vericisi’nin hizmete girdiği 1968’e değin Arap radyolarının dinlendiği Hatay’da kitle iletişim araçlarının etkinliği belirgindir. Eğitimin yaygınlaşması da kültürel gelişimin ana kaynaklarından birini oluşturmaktadır.

İNANÇLAR VE TÖRESEL YAPI :

İlde Müslümanlığa dayalı inanmalar yanında, mezheplerden kaynaklanan inançlar da vardır. Merkezlerdeki yoğun değişime karşın, kırsal kesimde özellikle şeyhlik, seyyitlik gibi kurumlar etkilidir.Bölğede zekat ve fitire genelde Ramazan içerisinde , Ramazan Bayramı öncesi, Bayram namazından  önce muhtaç kişilere verilir.

DİNİ BAYRAMLAR

RAMAZAN BAYRAMI:

 Bayram günü, erkekler Bayram Namazına gider. Köylerde Bayramlaşma, genelde Camide olur. Küçükler, büyüklerin elini öper, büyüklerin araya girmesi ile kırgınlar barışır. Bayram Namazından sonra mezarlıklar ziyaret edilerek dualar edilir. Mezarların üzerine su dökülürek mezarlara murt(halbalis) ağacının yaprakları dikilerek mezardaki kişiye bayram hediyesi verilir .

Mezarlıktan dönüldükten sonra evdekiler sıra ile Baba’nın elini öperler, çocuklara harçlıkları verilir. Bir ay süren Orucun acısı çıkartılırcasına hazırlanan mükemmel bir kahvaltı yapılır. Köylerde, taze ve sıcak ekmek (bazlama), süt, tereyağ, çökelek, yeşil zeytin, zeytin salatası, katıklı ekmek, yumurta, biber ezmesi, peynir, kaymak, kekik salatası gibi mevsimine göre sofrada yiyecek servisi yapılır. Eskilerde yer sofrasında kahvaltı ve yemek yenirken, iletişimin etkisiyle masada ayrı tabak servisi yapılmaya başlanır.

Kahvaltı sonrası önce yakın komşulara ve akrabalara bayramlaşmaya gidilir. Eve gelenlere mutlaka kömbe( bu bölğeye özğü) ve şeker ikramında bulunulur.

KURBAN BAYRAMI

Kurban Bayramı öncesi kurban kesecek erkek ve kadın için kent merkezinde açılan canlı hayvan pazarından yoğun bir pazarlık sonrası kurban alınır. Eve getirilir. Evde ve komşular içinde Kurban kesmeyi bilen yoksa, kasapla anlaşma yapılır. Eve getirilen kurban temizlenir, gerekiyorsa bir güzel yıkanır, yiyecek ve su verilir. Kimi köylerde yünü çeşitli renklerle boyanır. Kurbanlık koç ise boynuzuna renkli kurdela bağlanır.

Mezarlıklar ziyaret edilir. Mezarlara murt yaprakları konulur. Dualar edilir.

Arife günü ev temizliği tamamlanır. Mahalli yemeklerden Dövme hazırlanır. Şeker, kolonya veya gülsuyu alınır. Elbiseler ütülenir. Erkekler berbere giderek saç ve sakal traşı olurlar.

Bayram sabahı baba ve varsa erkek çocuk erkenden kalkar. Abdest alıp camiye giderler. Bayram namazı kılındıktan sonra cemaat ile ayrı ayrı bayramlaşılır. Büyüklerin elleri öpülür. Küsler ve dargınlar barışır.

Evde ise hummalı bir faaliyet başlamıştır. Yataklar toplanmış, Kurban kesimi için hazırlıklar yapılır. İp bulunur, keskin bıçaklar, et için değişik ebatlarda tepsiler hazırlanır. Bir kova su ve Kurbanlık, şehirde ise kesim yapılacak yere götürülür, köylerde ise genellikle evin bahçesi kesim için en uygun yerdir. Aile reisi camiden geldikten sonra bayramlaşılır. Kurban kesimi için yapılan hazırlıklar gözden geçirilir. Varsa, eksikler tamamlanır. Kurbanı kesecek kasap ya da şahıs beklenir. Kısa sürede kurban kesilir, dağıtılacak et evin yaşlı kadını tarafından hazırlanarak kurban kesmeyen yardıma muhtaç ailelere kurban etinden verilir. Sabah kahvaltı yapılmadığı için yoğun bir trafik başlamıştır. Bir yandan kebap için mangal hazırlanırken, bir yandan da taze ekmek, salata, soğan salatası (zerzevat) hazırlanır, kebap şişleri mangala sürülür ve bu yemek öğle vaktine kadar devam eder. Kadınlar bulaşıkları temizlerken, et ağırlıklı yemekler için çalışmalar yapılır.

Bayramın birinci günü mümkün olduğu kadar kısa ve çok yakınlara bayramlaşmaya gidilir. Asıl bayramlaşma ikinci günden itibaren yapılır.

SÜNNET DÜĞÜNÜ İLE İLGİLİ ADETLER

Sünnet olacak çocuğa ailenin sosyal yapısına göre bir kirve bulunarak başlanır. Kirvenin aile içindeki konumu çok önemlidir. Kirve artık aileden biridir.

Sünnet tarihi belirlenmeden önce sünnetin düğünle mi, yoksa mevlüt okunarak mı, yoksa sade bir törenle mi yapılacağı kararlaştırılır. Ona göre dosta, akrabaya haber verilir. Davetiye (okuntu) gönderilir. Bu davetiye türü, ailenin gelir düzeyine uygun olur. Kimi aileler mendil, kumaş, gömlek, çorap dağıtır. Kimi aileler ise matbaada bastırılan davetiye gönderirler.

Çocuğun sünnet elbisesini kivre alır. Diğer tören masraflarının bir bölümünü de karşılar. Sünnet olacak çocuğa törenden bir gün önce sünnet elbisesi giydirilir, çevrede gezilecek yerlere götürülerek gezdirilir.

Sünnet olmadan önce düğünlerdeki gibi kına gecesi yapılır. Sünnet günü evde çok çeşitli yöresel yemekler yapılır. Bunlardan en önemlisi “ DÖVME “ dir. Dövme değirmende özel çekilmiş buğday ve et ile yapılan bir yemektir. Sünnet’i yapan kişiler Kırıkhan, Antakya, Reyhanlı yörelerinde oturan belirli kişilerdir. Sünnetçilik bu kişilerin baba mesleğidir.

Sünnet düğününde davullar çalınır, halaylar çekilir. Mevlüt ile yapılan sünnette mevlüt okunur ve sonra sünnet töreni icra edilir.

Kirve çocuğu kucağına alır sünnet yaptırır. Çocuğu yatağa yatırır. Davetliler hediyelerini çocuğa verir.Kirve aileden biridir. Onun kızı alınmaz, onun oğluna kız verilmez. Çünkü artık bir amca, kardeş, dayı gibidir. Kirvelik bölğede yaygındır.

ÖLÜM İLE İLGİLİ ADETLER

İlçemizde ölüm olayı olduğu zaman önce camilerle sela verilir. Selada ölenin kimliği, gömüleceği yer bildirilir. Cenaze dini törenle defnedilmek üzere hazırlanır. Ölen şahıs erkek ise imam yıkar, bayan ise cenazeyi yıkamayı bilen bir bayan yıkar. Sonra kefenlenir, tabuta konur. Erkekler gelip cenazeyi mezarlıya götürürler. Cami ve ğenelde mezarlıkta  cenaze namazı kılınır. Mezarlıkta cenazenin yakınları cenazeyi toprağa verir. Hocanın dini telkinlerinden sonra ailede en yaşlılar başta olmak üzere taziye kabul etmek için sıraya girerler. Herkes gittikten sonra aile büyükleri birbirlerine taziye dilerler. Mezarlıktan sonra eve gidilir. Eve gittikten sonra yedi gün yas tutulur. Yedi gün evde yemek pişmez. Akrabalar ve komşular yemek yapıp cenaze evine getirirler. Üçüncü gün mevlüt okunur. Yedinci gün cenaze sahipleri kurban kesip yemek yaparlar. Akrabalar, tanıdıklar çağrılır, mevlüt okunur. Yedi güne kadar erkekler banyo yapmaz, sakal kesmezler. Mevlütten sonra sakal kesip, banyo yaparlar. Yedi gün boyunca sabah güneş doğmadan mezara gidilir.Yedinci günden sonra cenaze evinde yas kalkar. Cenaze sahiplerinin yaşamları normale döner. Cenazenin toprağa verilişinin kırkıncı günü ve elli ikinci günü mevlüt okunur.

Elli ikinci günde okunan mevlütün amacı cenazenin etinin kemiğinden ayrıldığı gece olduğu içindir. Et kemikten ayrılırken onun acı çekmemesi için mevlüt okunur. Bayramlarda mezarlar ziyaret edilir. Kurban Bayramında ailenin durumu iyi ise bayramdan bir gün önce arefe günü kurban kesilir. Buna arefelik denir ve yedi yıl yedi kurban kesilir.

***Bu bilgiler Küreci Belediyesi Resmi web sitesinden alınmıştır.***

Son Güncelleme: Çarşamba, 08 Nisan 2009 20:19
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son yorumlar

Popüler Yorumlar

Kültürümüz



  • Şairlerimiz



  • Düğünlerimiz

  • Şiirlerimiz

  • Deyimlerimiz

  • Ünlüler

Son Resimler

Kadir ÇAĞLA...
Kadir ÇAĞLA...
HATAY-Hassa...
Grnt079
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün696
mod_vvisit_counterDün1987
mod_vvisit_counterBu Hafta9969
mod_vvisit_counterGeçen Hafta11606
mod_vvisit_counterBu Ay31004
mod_vvisit_counterGeçen Ay54584
mod_vvisit_counterToplam577100
RocketTheme Joomla Templates